13 Aralık 2013 Cuma

Okula Başladık, Ama...



Neler oldu yazamadım.

İlk günler tıpkı beklediğim gibi bol gözyaşı vardı okul kapısı önünde. Bu gözyaşlarına esir olarak tam hafta göndermeye karar verdiğim Ada kuşumu 3 yarım gün olarak gitmesini istedim. Şuan da çalışmadığım için tam hafta gitmesine gerek yoktu.
Sağolsunlar, sizinde çevrenizde "bilirkişi"ler vardır mutlaka. Okula başladığını duyan bilirkişi eş,dost,arkadaş ve bilimum büyük akrabalar "Aaa, daha küçük. Kreş için erken değil mi? Eli kalem dahi tutamaz O'nun!!,daha anne çocuğu" diyerek bolca iç sesim ve vicdanımla beyin fırtınası yaşattılar.
Evet daha küçük, evet anne çocuğu! Fakat bildiğin büyük bir birey. Bildiğin tercihleri, istekleri, redleri var.

Bazen bildiğin büyük bir insan. Sorduğu sorular ve verdiği cevaplar karşısında şaşıyorum, yarım yamalak cevaplar veremiyorum. Tek tek, özenle, en doğru ve anlayacağı şekilde anlatıyorum herşeyi.
Birde artık karakış geldi. Bir  yıldır güzel olan hergün dışarıya çıkardığım çocuğumu bu soğuk ve karanlık kış günlerdinde evde ne kadar eğlenceli ve kaliteli vakit geçirtebilirim diye düşündükçe belirdi bu fikir. Ama gel görki bilirkişilere anlatamadım!! Sonra sosyal, paylaşmayı bilen, aktif, bağımısız bir çocuk olmasıda önemliydi. İşi ilk bıraktığım zamanları hatırlıyorum da şimdi!!!

Okula dönelim; ilk günler kapıda vedalaşırken ağladı hep. Onu almaya gittiğimde de çok mutlu oluyordu. Hergün konuşup anlattım. Okulun güzel bir yer olduğunu. Aslında o okula gidince benimde işe gittiğimi para kazandığımı, işe gidip para kazandığım için Pepeeli süt, Hello Kitty kumbara vs.alabildiğimi :) Bazen gitmek istmedi bazen de okulu özledim dedi. Sonuç olarak özellikle son iki gündür herşey çok daha iyi. Hatta son 2 gündür bana öğretmeniyle el sallıyor kapıda. O öyle ağlamadığı zaman öyle huzurlu oluyor ki içim gelsin bunu o bilirkişiler görsün istiyorum bazen :) 

Çok şükür bez bırakma, emzik bırakma ve uyku düzeni gibi büyük durumlarda hiç sıkıntı çektirmedi kuzum. Hayatı boyunca hep böyle olur inşallah. Okulunu sevdiğini de biliyorum. Öğrendiği şarkıları, oyunları, gün içinde yaptıklarını heyecanla anlatıyor.
Elindeki yıldızı öğretmeni yapmış. Ne mutluydu o gün :) O böyle mutlu geldikçe ertesi gün okula gitmek daha kolay oldu. Alıştı.

Büyüyor. Hemde çok hızlı. Şuanda okulda birazdan alıcam, sarılıcam. Selamınızı söylerim :)

26 Kasım 2013 Salı

Şimdi Okullu Olduk

Şuanda çok acaip, farklı, tarifsiz duygular içersindeyim.
Şuanda ben evdeyim Ada kuşum okulda :)
Bugün ikinci günü. Dün onunla birlikte bende okuldaydım. Ama bugün onu okula bırakıp eve geldim. Ve çok sevdiğim bloğuma girip bunları yazıyorum.
Çok ilginç hissediyorum kendimi!
Ev sessiz. Tek duyduğum klavyemin sesi.......
Aklım Ada'da... Umarım herşey yolundadır...
Umarım ilk arkadaşlarına ve benden sonraki ilk öğretmenine kolay alışır.
Umarım mutludur.



Ada 32 aylık. Ve aşırı hareketli aktif bir çocuk. Bu okul ona daha çok başarı ve kendine güven duygusu katar umarım. Öğretmeni parmak boyama yapıcaz dedi Ada'nın gözleri pörtledi yerinden ''yaşaaasııııın'' diyerek. Sanki biliyormuş gibi...

ilk hafta 2 saat olarak gidecek alışma süreci için. Eğer ister ve severse hafta içi öğleden sonraları.



Şuan öyle heyecanlıyım ki ne yazdığımı bilmiyorum. Yazdıklarımı dönüp okuyup kontrol etmiyorum :)

Az sonra gidip kuzumu alıcam ve O'na çoook sıkı, sımsıkı sarılıcam :)



14 Kasım 2013 Perşembe

iyi insanlar gülümser

Bu benim kulağımın küpesi!
Gülen insandan korkmam, gülen insanı severim, gülen insanı sayarım, gülen insanla daha çok  gülerim.
Gül çocuğum!
Gülen insan bulunca hele, yapış yakasına bas kahkayı. Gülen insan bulunca hemen bırakma! Çünkü gülen insan şu zamanda bile öyle karaborsa ki!
Bu senin de kulağının küpesi olsun!

Posted via Blogaway

7 Kasım 2013 Perşembe

Dediğim Dedik, Çaldığım Düdük!

Burcundan mıdır, huyundan mı, suyundan mı bilemedim?
Böyle inat, ısrar,takıntı, direnmek olur mu?
Vallahi oluyormuş! 2 yaş sendromu denen şeyi iliklerime kadar hissettiğim şu günlerde, yaşatıyor sağolsun :)
Misal,kirli sepetinden bir tshirt yada pijama seçip "ben bunu giymek istiyorum" diyor! izah ediyorum, anlatıyorum; tam ikna oldu derken daha ısrarla geliyor bu kez!!!
Misal, bebek arabasında güzel güzel otururken birden yürümeye karar veriyor. Tam da çok kalabalık ve bol trafiğin olduğu bir cadde de! izah ediyorum, anlatıyorum ama akabinde kısa bir zaman sonra, boş bebek arabasını iterken buluyorum kendimi! Çünkü çoktan daha sessiz ve kaldırımı olan bir sokağa girmişim. Ve Ada önde benden bağımsız, ben arkada boş pusete yapışık gidiyoruz.
Misal, yeni alınan herşeye enaz 4 gün aşık oluyor. Enson babasının aldığı Hello Kitty kumbara en yakın örnek. Gece saat hiç önemli değil, o derin uykudan uyanıp bir gözü açık "Heyo Kitiyi verirmisin, sarılıcam" diyebiliyor.
Misal, halasının üç aylık oğlu Kayra'nın gazını çıkarttığı görmüş. Birkaç gün önce Kayra bebeğin yanında "benimde gazımı çıkartsana anne dedi!! Birde bak şöyle yapıcaksın deyip kucağıma geldi. Sırtını sıvazlamamı istiyor resmen :)) Hani bebeklerin hafifçe poposuna pış pış yaparız ya :)  Ee aldım bende kucağıma, yaptım dediklerini 3-4 saniye sonra bir ses çıkardı gırtlaktan, mahsustan gaz sesi gibi :))
Misal, hersabah aç karnına yüzünü yıkamadan önce dişlerini fırçalıyor. Şahsen benim midem bulanıyor sabahları, ama Ada direkt rol model babasını alıyor. "Bembeyasss" diye de onaylatıyor birde!
Ve daha bir çokşey. Dışarı çıkarken mont giymek istemiyor, yemek yedirmek işkence. Takıntılar, inatlar, ısrarlar. Biriyle sohbet halindeyken konuşturmuyor. Telefonum her çaldığında arayanı babası sanıyor. Olmadığına ikna olmayınca ısrarla aynı soru: Babam mı o?
Valla konuyu nasıl sonlandıracağımı bilemedim.
Şu 2 yaş sendromu denen şey,zor birşeymiş vesselam!  #direnEmre

Posted via Blogaway

20 Ekim 2013 Pazar

Emziksiz Uykular :)

Ada; 2,5 yıldır yakın arkadaşı, kadim dostu, sırdaşı, canyoldaşı emziğini kaybetti! Bulan veya görenlerin görmemezlikten gelmeleri rica olunur!!! :))

Enaz tuvalet alışkanlığı kazandırma durumu kadar korkutuyordu emzik bıraktırma operasyonu beni. Ama çok şükür yine en az onun kadar çabuk ve kolay oldu.
Peki nasıl oldu?
Aslında aniden oldu. Bildiğimiz büyükanne usulü oldu. Bayramda Kabristan ziyareti dönüşü, yağan yağmurlarında etkisiyle çıkan öbek öbek soluncanlar gördüm. Birtanesini alıp eve getirdim. Ve emziğini kesip minik solucanı içine koydum. Hali hazırda olan öğle uykusu öncesi emziğini istedi Ada kuşum. (Buarada birgün önce O'na artık emziksiz uyuyabileceğini,büyüdüğünü, abla olduğunu telkin etmiştim!) Emziğini getirip içindeki minik solucanı gösterdim. (Yine buarada kabristandayken Ada'ya soluncan ailelerini göstermiştim)
Zaten hayal dünyam o kadar gelişti ki Ada sayesinde,hemen başladım solucan hikayesi anlatmaya!

"işte bu minik solucan bizi dua ederken görmüş ve bizim arkamızdan gelip arabamıza binmiş. Annesinden habersiz geldiği için kaybolmuş ve annesini beklemeye başlamış. Şuanda annesi onu arıyor ama bizde olduğunu bilmiyor minik solucanın!! Bu yüzden minik solucanın yeni evi senin emziğin!!!"

Ben bu hikayeyi anlatırken emziğine baktı baktıı. Anne emziği yıkarmısın? dedi. Yıkayıp tekrar getirdiğimde solucanı görünce emmicem artık dedi :) Ve ilk emziksiz uykuya yattı. Başardı da :)

O günün gecesinde ve sonrasında emziğini istedi ara ara. Her defasında solucanı görünce çöpe atmamı istedi. Ama henüz atmadım tabi. iyice kafasına yerleşmesini bekliyorum emziksiz uyuması gerektiğini. 
Okuduğum yazılarda emziğin faydalarını hatırlıyorum şuan. Mesela emzik bebeklerin sakinleştiricisi yazıyordu biryerde. Ada emzik sayesinde uykuya çabuk dalardı! Ağlarken emzik sayesinde sakinleştiğini biliyorum.
Fakat hiçbiryerde okumadım. Emziği bırakan çocukların çenesinin düştüğünü :)))) Tam bir saattir konuşuyor, hiç susmadan. Şarkı söylüyor, gülüyor kendi kendine :)
Solucansız bir emzik var çıkarsam mı acaba diye düşündüm yalan değil :P


Posted via Blogaway

27 Eylül 2013 Cuma

Neymişsin Eylül?

Eylül... Okul zillerini çaldıran Eylül. Bir çok hayvanı kuşu böceği göç ettiren, bir çok şairin ruhunu yediveren eden Eylül...
Kızımında aklını başından aldı! Evimizin karşı sokağında bulunan okulun zilleri çaldıkça kendini okullu sandı kuzum sık sık :)
Bakınız fotoğraf 1:



Okul zilini duydukça kapıyı açmamı istedi okula gitmek için. Şaşkın kere şaşkın :) Nasıl saf ve temiz ve güzel ve huzurlu bu çocukluk anlamıyorum Ada büyüdükçe. Hayli zamanda anlamayacağım sanırım. Çocukken büyümek isterdim hep, meğer ne kıymetliymiş çocukluk! Bunu Ada bilmiyor ama ben biliyorum. Bu yüzden değilmidir evlat için herşeyin en güzelini, iyisini, sağlıklısını, eğlencelisini, mutlusunu istemek.




Tabi biliyorumki büyümeden de olmuyor bazı şeyler. Misal ben bu minik saç kuyruğunu görebilmek için 2,5 yıl bekledim! Çok saçlı doğup dökülünce ilkler yeniler gelsin uzasın diye çok bekledim. ilkokul yıllarımdayken "Amerikan modeli" diye bir saç traşı peydah olmuştu. Kısacık saçta ensede bir kuyruk bırakılırdı. O kadar heves etmiştim ki o modeli, sokağımızın kuaför kalfası ablasına teslim etmiştim uzun saçlarımı! Annemden habersiz üstelik!! Annemin ne çok kızdığı dün gibi hatırlarım hep. O kızdıkça ne çok ağladığımı.. Pişmanlığımı...
Şimdi öyle iyi anlıyorum ki aslında neden kızdığını. Şu 3-5 tel saça bakıp bakıp öyle anlıyorum ki!!!

Notun dibi: Sanırım Eylül beni de çok etkilemiş! Ben aslında bambaşka şeyler yazacaktım!!! Postumu okuyunca anladım. Bu yazım sana armağanım olsun o zaman Eylül!

posted from Bloggeroid

1 Eylül 2013 Pazar

Rüya

Ben rüya gördüm anne dedi geçen sabah. Ne gördün  dedim?
Yıldız gördüüüm, aydede gördüüüm
dedi. Başka? dedim.
-Başka biiişey görmedim !?!?
Olabilir mi? Biryerden mi duydu anladım.  Hayra yordum :)

Posted via Blogaway

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Hoşgeldin Sonbahar

İtiraf ediyorum, işten ayrılmadan önce bloğuma daha çok vakit ayıracağımı düşünüyordum. Ne çok yanılmışım.... Ev hayatı en az iş hayatım kadar hızlı,yoğun ve karışık. Ama daha güzel :) Uzunca bir süre "sosyal ağ yetmezliği" diye bir hastalığa tutuldum. İnternet bağlantımız varken pc yok, pc varken bağlantı yoktu! Günümüzün akıllı telefonlarından yararlandım elbette ama şöyle klavyenin başına geçip şakır şakır yazmak gibisi yok. (Bknz: önceki postlarım hep telefondan yazılmıştır) Birde gün içinde Ada zat-ı allerinin keyfine mütakip dinlenebiliyorum. Şuan o anlardan biri :)




Yaz bitti, yenisini hasretle bekleyeceğim şimdiden. Ben her yaz kışı severim, her kışta yazı. 30 lu yaşlarda olmama rağmen anlamayacağım galiba bu sebebi. Oysa her yaşın ve mevsimin ayrı güzelliği var değilmi?
Bu yaz geçen yıl asla yapamadığım kışlık hazırlığı yapabildim. Şişe domates, konserve, kurutma derken hayli yol katettim. Öğrenmeyi çok seviyorum. Afiyetle yeriz inşallah.
Sonra, Ada kuşumu park, bahçe, köy, deniz derken bol bol gezdirdim. Çalışırken hep içimde kalmıştı bunlar.  Şükür bu yaz muradıma erdim. Ve hep iyi ki işten ayrılmışım dedim. Bu güzel yazın tadına vardık. Yurt dışına tatile gitmedk belki ama ev hergün tatil :)
Yaz çok bereketli bir mevsim ama sonbahar da çok güzel. Püfür püfür esen bir rüzgar var şuan dışarıda. Mavi beyaz bir gökyüzü. Serinlik. Sıradaki tek şey yağmur! Çok sevdiğim yağmur!! Bir başlasa......
Hoşgeldin Sonbahar.
Huzur getir...









27 Ağustos 2013 Salı

Saklananlar...


Hayır yolculuk yok. Bunlar Ada kuşumun küçük giysileri. Kardeş meselesinde kararımı verdiğim vakit, toplayıp kuzenimin yeni doğan bebeğine göndermek üzere hazırlanan eşyalar.

Minik minikler şimdi, tek tek baktım hepsine. Kiminin boyu kısa kiminin içine giremiyor bile :) Büyümüş kızım çoook hemde....

Tabiki ayırdığım parçalar var. Doğduğunda ilk giydikleri, zıbınlar,  sarı bir takım, ilk pappaları vs.

Şimdi bile çok kıymetli geldi bu eşyalar ya 30 yıl sonrası? Benim malesef çocukluğumdan hiç birşeyim yok!! Sadece fotoğraflar. Ama bence  ayırdığım giysiler 30 yıl sonra canlı gibi olacaklar.
Hadi bakalım... :)


Posted via Blogaway

23 Ağustos 2013 Cuma

AMA SEN GELMEDIN!

Bayramın son günü olan pazar akşamı ani bir kararla ve uzun zaman sonra, aslında  her anne&babanın ara ara yapması  gereken birşey yaptık Halil'le.
Başbaşa kaldık. Daha doğrusu kaldırdık!
Ada'yı arka sokağımda oturan arkadaşıma bırakıp, felekten bir gece çalmak için "Kuşadası'na gidelim" dedim  Halil'e telefonda telaşla. Dedim ama biri bana -hayır gitmeyin!! dese her an peki diyecek bir ruh hali ile!!!
Çalışırken benden çok anneme alışkın olan kızımın 9 aydır hayatının uydusu gibiyim. Aslında ilk zamanlar bu dünya&uydu ilişkisi çok daha fazlaydı. Tuvalette dahi yalnız bırakmıyor, eve gelen her misafiri görünce (annem de dahil) ağlıyor soluğu yanımda alıyordu.  Zaman geçtikçe, ben işe gitmedikçe, onunla oldukça, gezip eğlendikçe biraz daha sıyrıldı benden. Lakin bu zamanlarda çocuksuz hayat ritüelleri geride kaldı. Ve bazı şeyler unutulmaya yüz tuttu bizim evde. Ada hayatımızda yokken sık sık gezip sosyalleştiğimiz günler anı olmaya başladı. Malesef Ada yı her yere götüremeyeceğimiz için kendimizde gitmedik çoğu zaman!
Ben feleğin gecelerinden birini çalalım dediğim de, eşim önce şaşırdı. Tamam dedi ama ilk defa Ada'yı bir arkadaşıma bırakacağımız için tedbiri elden bırakmayalım diyerek yakın mesefa bir yere gitmeyi uygun gördü,gördük.
Hazırlanıp Ada'yı arkadaşıma götürdüm. Okul tuvaletinde gizli içilen sigaranın verdiği heyecan gibi bir hisle içimde! 5 Dk sonra yanından ayrıldım gizlice ve bir kaç saniye sonra -Anneee nerdesin dediğini duydum kapının ardından. O an müdüre yakalanmış sigara içen öğrenci gibi korktum, üzüldüm, heyecanlandım. Hızlıca merdivenlerden inip arabaya bindim. Sanırım ilk 10 dk konuşmadık ikimizde Halil'le.  Arkadaşım aradı, biraz ağladı ama şuan iyi dedi.
Yol bitti, uzun zaman sonra elele tutuşarak yürüdük! Sinemaya girdik, film izledik, çok sevdiğim ikea da koşar adım gezdik ve döndük.
Balkonda beklemiş Ada. Normalde akşam 10 buçuk gibi uyuyan kızım gece 2 olmasına rağmen ayaktaydı. Hızlıca çıkıp merdivenlerden hemen sarılmak istedim! Ve aslında bu yazıyı yazdıran asıl diyalog o an başladı.
-Ben anneee dedim, ama sen gelmedin dedi.
Hayır geldim, bak yanındayım dedim. Tekrar sarıldık.
Bu kurduğu cümleyi en az 20 defa söyledi. Ben en az 40 defa eridim!
Eve geldiğimizde ben işe gittim, ekmek alıp geldim dedim. Eveeet ekmeğimiz bitti dedi!
Ben yokken yaptıklarını anlattı, sarıldı anlattı.
sıkıca sarıldı iyi ki geldin anne!!!! dedi.
Işte o son sözden sonra gezip eğlendiğim, onsuz geçirdiğim yaklaşık 5-6 saat toz oldu biranda, nutkum tutuldu, boğazım düğümlendi.
Sen de iyi ki geldin Ada... iyi ki...

Posted via Blogaway

19 Ağustos 2013 Pazartesi

EV YAPIMI MUTLULUK!

Ben bu yaz ilk kez bu kadar çok limonata içtim.
Ben bu yaz limona, kokusuna ve sarı renge aşık oldum.
Bu kadar çok içip sevince öğrenip yapmak farz olmuştu. Öğrendim, yaşlı komşularımıza bile yapıp ikram ettim. Biraz zahmetliymiş dedim ilkinde. ikincisinde daha farklı yaptım. Çünkü artık tecrübeli idim.
Birde  içen misafirlerimin, komşularımın, Halil'in yüzlerindeki o serinliği gördükçe daha çok yapmak istedim, daha çok sevdim hand made limonatalarımı :)
Yapılışı basit, tadı şahane olan limonata tarifim şöyle:
1kg limonu yıkayıp kabuklarını rendeledim. Dolapta bozulmadan duran iki elma vardı. Onların kabuklarını  soyup rendeledim. Limonların sularını iyice sıkıp kabukların üzerine döktüm. 2 bardak toz şeker ilave edip dolapta birgün beklettim. Ertesi gün o muhteşem kokulu özü süzgüden geçirerek süzdüm ve soğuk su ile sulandırdım. Damak tadınıza göre ne kadar su ilave edeceğiniz size kalmış. Elma ve limonun tadını ayrı ayrı aldım desem! Şahane bir içecek. Daha sonraki yapımlarımda elma kalmadığı için elmasız yapsam da çook güzeldi.  Deneyin derim. Hem çok lezzetli,hem vitamin. Hem de bir sürahi dolusu mutluluk :)
Mutluluğun limon hali,mutluluğun sarı hali...

26 Temmuz 2013 Cuma

Çişimiz Tuvalettee :) - Tuvalet Adab-ı Muaşereti.Vol-3

Yaşasııııııın! klozete giden çişler, kakalar diyesim var :)




Bu görmüş olduğunuz fotoğraf duvara asılan diploma kadar mühim. Her sticker tuvalete giden çiş/kaka demekti ilk günler. Tuvaletini yaptığı için kuşların getirdiğini sandığı bu "yapıştırmalar" çok teşvik edici bir uygulama oldu diyebilirim. Sevinçle yapıştırdı her defasında. Abla olduğunu söyledi birkeresinde :)
Ben ilk günler gece de bez bağlamıştım. Bir önceki postumda da dediğim gibi aklı karıştı. Gece uyumadan önce bezine yapabilirsin dedikçe. Tam 7. gece bezi çıkardım. O gün bugündür tamamen kurtulduk :)
Gece yatağına kaçırmaması için uyumadan önce çok sıvı vermeyin deselerde (ki bence çok yanlış) suyu çok seven kızım, sadece bir kez yatağını suladı. O kadar olur değilmi? Yatağına geçmemesi için koruyucu, su geçirmeyen örtü vardı neyse ki. Bir de sağolsun gece sık uyandığı için kalktığında kendisi söylüyor çişim geldi diye.


Ada 28 aylık. Ve bu çok önemli olayı başardı. Zamanlama, sabır ve çocuğa güven çok önemliymişV.

Mutluyuz ana kız :) Darısı dileyen tüm annelerin başına.
posted from Bloggeroid

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Tuvalet Adab-ı Muaşereti. Vol-2


Gündemimizin son konusu bu. Uzuuuun zamandır girişimlerim vardı tabi! Bazen erken davrandığımı düşündüm, bazen zamanlamam yanlış vazgeçmeliyim dedim. Son iki gündür ısrarla devam ediyorum. Bundan bir ay önce ki tuvalet eğitimlerimizde resmen bunalıma girmiştim. 
Sık sık tuvalete götürdüm,bir keresinde abartmıyorum onunla yarım saat orada oturdum, ama hep tuvaletten çıkınca yaptı altına. Kirli sepeti bir günde doldu bu sayede.
Gerçekten çok sabır gerektiren bir durummuş. Ben zaten aceleci bir insanım, sabırsızım. Hem Ada'yı hem kendimi yormamak için ara verip yine başladım.
Ramazan ayı sabır ayı. Orucun verdiği sabırla bu işe de sabır göstermeliyim dedim.
İki gündür başarılı gibiyiz :)
Klozet adaptörü ve lazımlık almıştım. İkisini de deniyorum. Ama lazımlıkta daha güvende hissediyor kendini sanırım. Dün akşam tam iftar zamanı yine zilyonuncu kez -Anne çişim geldi dedi. Hemen koşarak gittik tuvalete. Ve o sevinmemize sebep olan çiş sesini duyduk maaile :) 
Off Ada'da bir çığlık, -ben yaptım, ben başardıııım, ben birinciyiim diye sevinç nidaları :))
Şaşkın yaa, ne güldüm onun sevincine anlatamam 
Gece bağladım bezini. Yine anne çişim geldi dedi sık sık. Yapabilirsin bezine dedikçe aklı karıştı garibimin.
Sık sık sorup kontrol ediyorum çişi. Var diyor gidiyoruz birlikte tuvalete ama yok. Bazen oyun yaptığını düşünüyorum çişim geldi demesini. Şuanda öğlen uykusunda ve bezsiz :) Durum ne bilmiyorum. Uyanınca göreceğiz :)
İnşallah başarırız en kısa zamanda! Cidden bu sıcakta kocaman bezle onu sarmaya hiç kıyamıyorum. Umarım başarıcaz.. İnşallaaah...

Notun Dibi: Çişli don  fotoğrafı çekip buraya ekleyeceğim hiç aklıma gelmemişti :)

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Yine Başlık Bulamadım :)

Ayy ne kadar uzun zaman olmuş yazmayalı. Halbuki ne çok severim anlatmayı, yazmayı, okumayı.. Hemen başlamalıyım Ada kuşum öğle uykusundayken. Zira  kendime özel kıldığım bu süre hep farklı :)

En son günübirlik deniz macerasından nasıl feyz aldıysam artık hemen akabinde üç anne ve yedi çocukla bir haftalık bir tatile gittik. Didim Altınkum'a.. Başta yine ürkütse de sonuç pörfekt :)
Eski yazılarımı okudukça Ada ile gezmenin o zamanlar ne zor olduğunu hatırlayınca çook çook şükür ediyorum. Büyüdükçe daha güzel oluyor gezmeler. Size de çocuğunuz küçükken derlermiydi bilmem, şimdi en güzel zamanları, büyüsünde o zaman başlıyo macera diyee! Ne gereksiz ve yersiz bir hurafe!!
İnanmayın arkadaşlar, büyümek kötü birşeyden sayılırmı hiç? Kızım büyüdükçe herşey daha net bence 
Neyse konuya dönüyorum. İlk deniz maceramız çok yorucu geçmişti benim için. Ama bu yaz aynı dertte değilim çok şükür. Eskiden korkar bile olmuştum kısa süreli gezilerden bile. Şükür diyorum artık. 



İlk mayosu Ada kuşumun. Çok kıymetli tabi. Saklamayı daha alırken düşündüm :) Elindeki güneş kremiyle yattı tam üç gün şirinleeer diye diye :) Geldikten sonra da sayıkladı denizde kaldı dedim.. 


Bol bol denize girdik. Hatta kendisi sık sık -anne denize girmek istiyorum dedi :) Hiç korkmadı, baloncukları patlattık, balıklara baktık, deniz yatağında uzandık. Bazen öyle üşüdü ki yine de çıkmak istemedi sudan. O eğlendikçe ben ondan daha çok eğlendim tabi. Deniz sonrası bol bol uyudu. Anne arkadaşlarıyla dinledindi bu kez. 

Kumdan kaleler yaptık ama inşa edilirken yıkıldılar malesef :)  Gezdik, eğlendik. Bir tanecik kaynamış darıya 2 tl,  0,5 lt lik suya 1 tl verdik. Bunlarıda yazayımki anı olsun :P Netice itibariyle güzeldi. 
Yenisini dört gözle bekliyorum böyle bir zevki sefanın :)

Doruk Ve Ada..


En kısa zamandan onunla ilgilide yazacağım inşallah. Sonra birde ailemizin yeni bir üyesi var. Charlie :)
Kendisini tanıştırmaktan şeref duyacağım :)

Satırlarıma burada son veriyorum. Bilseniz şu yazıyı ne zor şartlar altında yazdım mutfakta. Ocakta taze fasülye pişiriyorum. Henüz mutfakta klimamızda olmadığından hem havanın hem ocağın sıcağıyla terden sanırım bir kilo verdim :P Okuduysanız şayet bir ses yorum yazın bana emeğim yerini bulsun :P
Kalın sağlıcakla. HAyırlı Ramazanlar..


18 Haziran 2013 Salı

Günübirlik..

Haftasonu bu saatlerde Gümüldür Kalemlik sahilindeydik.
Biz küçükken  mahallemizde bir günlük turlar olur, çoluk çocuk toplanıp denize giderdik. Hem piknik hem deniz. Yorgunluktan dönüşte mutlaka sızar, bir gece öncesinden de uyku tutmazdı heyecandan :)
İlk duyduğumda korksamda günübirlik olmasından, gittik. Gelince "ohh ne de güzel oldu" dedim. Sadece Ada için gittim aslında. Ben henüz deniz için müsait ve hazır değildim :)


Geçen yıla göre, hem de günübirlik  olmasına  rağmen daha güzel geçti deniz maceramız. Babamız yoktu. Ada'nın bu kez eziyeti de olmadı. Deniz taşlı olduğundan çok girmedi.  Minik balıklar gelip Ada'nın ayaklarından öptü hatta. Yani O öyle sanıyor :) Bu çocuklar cidden çok alem..
Yanımızda kova,kürek,oyuncak vs götürmüş olduğum halde, turumuzdaki diğer çocukların kovasını küreğini istedi hep. Sizinde var mı çocuklarınızda bu istekler? Neden hep başkasının eşyası,oyuncağı talep edilir?


Az önce kuzenine denizde yaptıklarını anlattı. 
"Denişee dittiik, oğdaa balıklllaağ vaadı :) Ayaaaamı öptüüüler" :)
Hemen ardından bana bakıp, yine didelimmi anne? dedi istekli istekli.
Gidelim, balıkları öpelim dedim.
-Ditmeyelim dedi :)) 

Sıcaklar bizi böyle yaptı biliyorum ben. Ana kız kararsız, muallak ve gelgitlerdeyiz. Kaldı ki ben boğa, Ada koç burcu :))  Ama hep bir kararlardan vazgeçiş, net karar verememe durumlarındayız :)
Tekrar bir tur olacak gibi. Şimdiden düşünüyorum.

Didelimmi ditmeyelim mi :))

10 Haziran 2013 Pazartesi

Günlerin Getirdikleri..

Bu bir gündem yazısı değildir! (öncelikle belirteyim). 
3-5 ağaç derken bulunduğumuz son başlıklar...
Günlerdir okuyorum,izliyorum,görüyorum,üzülüyorum ve dua ediyorum. Birşey daha var bu virgüllerden sonra "yazamıyorum".. Bloğuma herzaman olduğu gibi yazmaya çekinir oldum çünkü!
Herkesin düşüncesini rahatlıkla beyan ettiği, yazdığı, söylediği bu zamanlarda ben herkesin beyanına, yazdığına, söylediğine saygı duyuyorum sadece!


Hatırlıyorum, daha eski yazılarımın birinde çocuklar için hayat eşittir keşif demiştim.
Halâ öyle :) İpek kızım geçenlerde ipek böceğiyle tanıştı. Elindeyken önce korktu. Sonra cesurlaştı. Ama en sonunda sormadan duramadı.
-Anne ışırmaz dimi ?!?! :)



Son zamanlarda türlü türlü huyları/takıntıları var. Keşif diyemiyorum bunlara. Zira keşifler anneleri yormamalı. Huylarını/takıntılarını içeren ayrı bir post yazacağım. Bu aralar deliller topluyorum çünkü :)


Bahar geldi geçti hatta. Ben bahar temizliğini yeni bitirdim. Tam temizliğe başlamıştım ki ani Karaman gezimiz oldu :) Döndükten sonra hava değişimi, yol yorgunluğu diye sallandım. Bir cesaret girişip işlere miss gibi temizledim evimi. Camlarımın pırıl pırıl olduğu günün akşamına şakır şakır yağmur yağdı :)
-"Temiz camlı pencerelerden yağmuru izlemek ne de güzelmiş" diyip züğürt tesellisiyle avuttum kendimi :) Temizlik birkaç gün sürünce stoklarda olan yemeklerim bitince görmüş olduğunuz sebzelerden mütevellit bir akşam yemeğimiz de oldu :) Laf aramızda o da biraz fazla yağlı olmuş:/


Ve daha birçok şey..İşte böyle. Sanırım  bu post gündem yazısı oldu. Bizim evin gündemi...

31 Mayıs 2013 Cuma

Bir Fotoğraf.. (2)



Düşmemen için tutunmak gerek! Başarman içinse kimseye tutunmamak!!

(sanırım güzel bir söz yazdım!)

24 Mayıs 2013 Cuma

Arka Koltuk

iki yıldır yolculuk yaptığım yer!
Şikayet değil, burada olduğum için şükür içindeyim. Arka koltukta yalnız da değilim :)
Evimize dönüş yolundayız. Arada böyle tatiller şart desemde evini özlüyor insan. Ama bir yandan da birçok anı biriktirdiğimiz, sevip özlediklerimizle vakit geçirdiğimiz için şanslı sayıyoruz kendimizi. Vedalar çok hüzünlü, mutlu olan yüzlerimizin, ışık gibi parlayan gözlerimizin kızarıp gözyaşına bulanmasına sebep oluyor. Hiç sevmiyorum!
Gelirken gece yolculuğu yapmıştık, şimdi yarı gündüz yarı gece yolculuğu yapıyoruz. Ada'ya öğlen uykusu yaptırmadım bilerek. Şuan mışıl mışıl uykuda. Akşam uykusuna bağlarsa ohh mis :))
Arka koltukta Ada, ben ve birçok anı var! Ablamın hediye ettiği Kuranı Kerim var. Evinden çok uzakta ama en sevdikleri yanında olan bir kadın var.
Bu kez evimi cidden özledim. Özlemdir bana üstteki son paragrafı yazdıran...


posted from Bloggeroid

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Yolculuk

Şuanda Konya/Karaman yolundayız. Aslında haftaya, sadece Ada'yla gitmeye karar verdiğim ablama (görümceme) Halil -hadi buakşam birlikte gidelim diyerek en hızlı tarafından hazırlayıp valizi çıktık yola.
Eşim bayılır böyle ani yapılan şeylere, yolculuklara, sürprizlere :)
Bu üçümüzün ikinci uzun yolculuğu. Geçen yıl da yine gece çıkmıştık yola. Çünkü Ada gündü asla sakin duramıyor arabada. Hep bir hareket halinde. Modu değişiyor çocuğun :)

Şuan mı? Tabiri caizse fosur fosur uyuyor :) Tabii böyle herkes rahat.
Bende :))


posted from Bloggeroid

14 Mayıs 2013 Salı

Hayaldi, Gerçek Oldu!

Henüz 2 yaşında. Henüz erken. Henüz süremez derken sürpriz yaptı Halil bugün.

Baban sana birşey getiriyor, birazdan gelecek dedim. Zil çalınca kapıda bekledi meraktan! Hani çok sıkışır çişleri gelir ya çocukların, ayaklarının üzerinde dans eder gibi bir sağ bir sol yaparlar :) aynen o hareketlerle bekledi babasını. Merdivenlerde görünce de . Dırırıım dırıırım dırırırırıııım :))



Nasıl sevindi! O sevinci ifade edemiyorum şuanda. Daha bisikletini sürmeden mutluluğundan uçtu. Bende sulugöz anne modu on tabi. Sevincine duygulandım doğal olarak. Öyle saf bir mutluluk ki!

Yemek yicem, büyücem, okula gitcem, babam bislet alcak, mamannem çanta alcak diyordu bu aralar. Işte büyümeden, okula gitmeden bir hayali gerçek oldu. Şükür oldurana!

Bislet ! sevdasıyla öğle uykusu kaçtı tabi. Bir bindi bisiklete ağzında emziği ile bir annee kucak diye seslendi. Uyuması için yerine yatırdım ama döndüğümde bisikletin başındaydı :) Abartsız 15 defa uyumaya çalıştı ama başaramadı. En sonunda bisikleti başka odaya kaldırıp şimdi uyku zamanı dedim. Tahmin edersiniz ki feryat figan! Bir iki istedi olmaz, hemen uykuya dedim. 3 Dakikada uyudu. Birde bu sabah 7:30 da uyanmıştı! Uykusuzluk çarptı, bisiklet sevinci daha ağır bastı. Uyumucam annieeaaa diyerek sızdı :)



Çocukluk ne güzel şeymiş. Büyüdükçe anlıyorum!
Canım kızım, inşallah sen büyüdükçe tüm hayallerin gerçek olur!
Tıpkı bisiklet hayalinin gerçek olması gibi!
Tıpkı sen doğduğunda benim hayallerimin gerçek olması gibi.....
posted from Bloggeroid

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Dedi.

Dün akşam mutfakta yemek hazırlıyordum. Ada salondaydı.
-Adaaaa, yanıma gelirmisin? dedim
-Televizyon izliyoğuuum, gelemem şuanda!! dedi. :)

Hatta şuan yine mutfaktayım.
Şimdi gelişen bir olay oldu. Ada bisikletine binmiş arkamda geziniyor.
-Anneee diye seslendi. Ben cevap vermeyince
-Beni duuuyuyoomusun anneeee dedi :))

Duyuyorum canım kızım. Güzel sesini hep duyuyorum. Sen böyle büyüdükçe hayretler içinde kalıyorum!


posted from Bloggeroid

5 Mayıs 2013 Pazar

Bahar Gelenekleri

Biz Halille tanıştığımızdan beri her baharda papatya şenliği yapardık!
Papatya benim ennn sevdiğim çiçektir. Papatya toplamak için motorumuzla dağ tepe gezer kucak dolusu çiçekle geri dönerdik.
Hatta bir defasında bu şenlik anneler gününe denk gelmişti. Hem anneme hem kayınvalideme bolca takdim etmiştik hediye olarak. En son Ada'ya hamileyken bir gezmek dönüşü, Halil birden arabayı durdurup iki tek papatya koparmıştı yol kenarından. Çok mutlu olmuştum. Mart sonunda da gerçek papatyamıza kavuşmuştuk!



Biz bu bahar şimdiden üçüncü pikniğimizi bile yaptık. Geçen yıl çalıştığım için içimde kalan piknik günlerinin üçüncüsü. Piknikten en çok keyif alan hiç kuşkusuz Ada.





Anneler ne kadar yorulsa da gün sonunda çocuklarının ve ailesinin keyfi unutturuyor.
Piknik dönüşü "aaa uzun zaman gitmem pikniğe" desem de :)
Birde hıdırellez vardı. Bugün bolca taş topladım. Balkona salonu büyük olan bir ev yaptım :D Şeker, tuz, pirinç ve un koydum çay tabaklarına bereket için. Kimi batıl inanç der, kimi bolca dua eder.
Senden diliyoruz Ya Rabbim, inşallah kabul olur.

posted from Bloggeroid

25 Nisan 2013 Perşembe

Mutfaktan Sesleniyorum!

Mutfak en sevdiğim yerlerden biri. Birde yemek kokusu ilham veriyor bana blog yazmak için :D Yok yok cidden seviyorum. Havaların ısınmasıyla açılan balkon kapısı ve bol ışık alan mutfak sevilmez mi?




Bu hanım günler sonra öğle uykusunda şuanda! Nasıl mes'udum bilemezsiniz. Çünkü uzun zamandır öğle uykusunu es geçiyoruz. Günlerin uzamasıyla hem o yoruluyor, huysuzlaşıyor uykusuzken hem ben. Birde bu hafta sık sık babamı ziyarete gittik. Orada ilgiden, alakadan ve de Çapkın'dan asla uyumuyor. Çapkın annemlerin muhabbet kuşu olur. Ve kendisinin en büyük hayranı Ada'dır. Bayılıyor bizim esas kız Çapkın kuşa. Kuş için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çünkü Ada onun kafesine yaklaştığı an hayvancağız susuyor, Ada konuşuyor!



Ada maşallah çok konuşuyor. Geçen gün postahaneye gittik. Sıramızı bekliyoruz. Yanımızdaki bayana dönüp
-Leylek neede? dedi
Soruya bak! Bayan da gülümseyerek uçtu dedi. Sonrasında film koptu zaten. Bayandan yüz bulan Ada leyleği ne kadar bildiği kelime/cümle/şarkı varsa söylemeye başladı. Baktım gidişat kötü emziğini verdim hemen sussun diye ama işe yaramadı!! Yine konuşmaya devam. Şansımıza sıra geldi de bayan bizden kurtuldu!!



Tövbe haşaa! Asla şikayetçi değilim çeneden yana. Yanlış anlaşılmasın. Hele bir yakınımın 3 yaşındaki kızının henüz sadece anne,baba,mama gibi temel kelimeleri söylediğini duyunca. Çok şükür, konuşsun.
Buarada ben ne anlatacaktım neler yazdım yahuu? Yazdıklarımı okuyunca! Çene konusunda bana mı çekti acaba bu çocuk? Yok yok sanmıyorum!!!

Şuanda uyumasını bugün babaannesinde ki balkon partisine bağlıyorum. Bol bol oynadı toprakla, elektiriğini attı,güneş miss gibiydi. Hanım kızımda oyun sonrası tabiri caizse "yamuldu" :) Eve geldiğimiz gibi uyudu.




O böyle oynarken benimde değmeyin keyfime :) Babaannemiz "yine gelin, sık sık gelin, oynasın böyle toprakla" dedi.

Ayyy gelmeeeezmiyiiiiz hiç. Ben de böyle keyif oldukça! :)

posted from Bloggeroid

24 Nisan 2013 Çarşamba

Ben Kaç Yaşındayım?

Bugün benim doğum günüm.
Bugün 24 nisan, bugün de neşe doluyor insan derim yıllardır :)
Büyüdüm şaka maka (bu maka neyse)
Allah'ımın izniyle bir evlat büyütüyorum.
Onunla büyüyorum.
Bizi Halil büyütüyor :) Büyüyüp gidiyoruz.

Fakaaaaaat, kızkardeşim benim 32 olduğumu söylüyor artık. Ben 31 diyorum. Zaten hep vardı bu yaş mevzuu bizde. Bitmek bilmedi malesef :)

82 Doğumluyum ben. Benim hesaplarıma göre henüz 18 deyim.
Varmı bir yanlışlık??!



posted from Bloggeroid

22 Nisan 2013 Pazartesi

Şükür Kavuşturana

Bugün dedemize kavuştuk. Ne mutlu sağlıklı olana, sağlığı yerinde olana.
Mutluyuz, gecmiş olsun ziyaretinde bulunduk bu sabah. O hastaneden evine, bi evimizden O'na gittik. Yarın yine gidicez inşallah.
Bir önceki postuma yorum yazan, dua eden, şifa dileyen herkese çok teşekkür ederim. Allah hepinizden razı olsun. Iyi dilekler şifaya dönüştü.




Onlar ermiş muradına :)



posted from Bloggeroid

13 Nisan 2013 Cumartesi

Zor Günler

Nisan 2013. Ben bu bahari sevmedim, sevemedim! Gecen hafta Halil 4 gün boğaz enfeksiyonu sebebiyle hastaydi. Dinmeyen baş ağrilari bonus oldu! üçüncü gün ilaç yardimiyla hafifledi, beşinci gün bitti. Sali sabah telefonum caldi arayan numara babam, "hastahanedeyiz Emre" diyen annem! Babam merdivenden düşüp belini incitmis diye biliyordum hastaneye gidene kadar Ama durum öyle degilmis :( Omuriliğinde 2 kırık! Ayağa kaldirmayan, belini doğrultturmayan, dümdüz yatiran, acı çektiren :( "cok şansliymişsiniz" demis doktor.. Felç olabilirdiniz! Allah'a binlerce, milyonlarca kez şükür...... Daha kötüsü olabilirmis... Nasipse cuma günü ameliyat olacak. Sonrasi bir süre sıkıntılı olacak belki ama şükürsüz olmayacak! Evde oldugumdan bu yana hemen hemen hergün, birgün olmazsa ikinci gün mutlaka gelirdi babam Ada'yi görmeye. Meger ne alışmışım, öğle saatleri kapı zilimizin çalmasina... Ziyaret ediyoruz sık sık.. Ada'yi iceriye sokmuyorlar. Odasi birinci katta oldugu icin pencereden göstermeye calışıyoruz. Ada kucuk yasina ragmen herseyin farkinda! Hem de cok.. Bakamiyor pencereden babama, gozlerini kaçırıyor :( Babam hüzünleniyor o anlarda, gülümsese de hissediyorum :( Sabirla, duayla cumayi bekliyorum, Bir evine dönsün.... Ben basicam zillerine her gün öğle saatlerinde :(

2 Nisan 2013 Salı

2 Yaş Doğum Günü Etkinliği :)

Hiç ama hiç niyetim yoktu böyle bir şey yapmaya. Taa ki, lise arkadaşım  aynı zamanda şuan komşum olan Öznur'un yeğeni için yapacağı tavşan pastayı anlatıncaya kadar.
Birde geçen hafta Ada ile bir doğum gününe gittik. O akşam doğum günü çocuğundan daha çok eğlendiğini gördüm. Yanan minik pasta mumlarına bayılır zaten!
Madem öyle dedim, ilk doğum gününü en yakın akrabalarımızla kutladık, ikinci doğum gününe de çocuklu arkadaşlarım  ve çocukları gelsin!!
Konsept,tarz,tasarım,doğum günü magneti,!! Hiç birşey yapmadım özel ve artı olarak. Tıpkı kendi çocukluğumun doğum günlerinde olduğu gibi.. 
Birtek pastamız özeldi, ev yapımı ve hazır pastahane pastası değildi. Birde Halil onlarca diyebileceğim kadar balon ve uçan balon getirdi  çocuklar için..
Ada'nın odasındaki tüm oyuncakları kaldırdım. Böylelikle olası bir oyuncak kavgası çıkmadı, çıkamadı :)
Balon kavgası olur diye düşündüm ama oda olmadı şükür. Gelen tüm minik misafirlerimize balonları hediye ettik giderlerken. İyi de ettik. Zira ben zaten evimizde çok fazla var olan balonlar yüzünden yeni eklenenlerle daha çok daralacaktım!

Şimdi 2 yaş doğum günü etkinliğimizden birkaç resim paylaşayım size :) Buyrun bakalım:

Bahsettiğim tavşan pasta. Ben ilk kez gördüm,yedim,beğendim. Öznur sağolsun. Çok güzel yaptı. Yalnız süslemesini erken yaptığımız için bonibonların renkleri aktı. Yine de tadı çok güzeldi. Ada pastadan çok bonibonlara taktı bir ara :)

Öhööm.. Doğum günü kızı ve annesi :) Bu elbise hediye olarak bir akrabımızdan gelmişti. Çok beğenmiştim.. 2 yaşında giymek nasip oldu. Çokta güzel oldu prensesime.. Keşke toka taktırsaydı da saçlarına.. Ama malesef erkek çocuğu gibi tokasız fotoğraflarımız..


Doğum günü etkinliğinden "en sevdiğim fotoğraf" ünvanı aldı bu üstteki foto. Her ne kadar benim ağzım yamuk olsa da :) Kızım güzel, çok güzel.. Gözlerindeki ışığı görüyormusunuz? Hiç sönmesin o ışık inşallah!..


Bir takım gençlik coştu o akşam :) Bir kısmı burda gençliğin. Diğerleri muhtemelen annesinin paçasındaydı.. :) Aslında hiç sevmem kalabalığı,gürültüyü,sıkılmayı. Ama geçti gitti bitti...


Daha onlarca fotoğraf var. Bu saatte ancak bunları yükleyebildim. Buna da şükür tabi.
BÖyle bir 2 yaş doğum günü oldu Ada'ya. Gece bitince iyi ki yapmışız bu etkinliği dedim kalabalığı sevmesemde :)
Bir çok fotoğraf kaldı o geceden geriye. Mutluluk veren,bakarken gülümseten fotoğraflar. Birde birçok cici hediyelerimiz :)

Bana kalan ise yine,sıkça,bolca şükretmek! Dün karnımdaydı... Bugün dolu dolu 2 yaşında!




29 Mart 2013 Cuma

♥ Gözümün Nuru 2 Yaşında ♥

Dün gibi herşey, herşey..
Çok şey yazabilirim şuan.. Ama fazla birşey yazmıyorum.. 
Biz bu akşam senin 2. yaşını kutluyacağız..
Çok şükür...
Nice güzel yıllarını,yaşlarını,başarılarını kutlarız inşallah..


İyi ki doğdun bebeğim
İyi ki varsın.
İyi ki bizi annen ve baban seçtin.
İyi ki hayatımızdasın.
2. yaşın kutlu olsun, mutlu olsun.
Seni çook seviyoruz




11 Mart 2013 Pazartesi

Çok Şükür

Acılar hafifliyor zamanla.. Allah sağlık versin diyorum dualarımın en başında...

Nihayet Mart geldi. Bizim için Mart 2 yıldır başka güzel.. Kuzumun doğduğu ay, baharın gelişi, güneş, ılık sabahlar...
Zaman çok çabuk geçiyor.. Doğanlar büyüyor, diktiğin tohumlar büyüyor, anneliğim büyüyor, anılarım büyüyor, sevgilerim büyüyor, fikirlerim büyüyor...

Bu kız büyüyor. 
Hergün. Hızla. Birde dillendi. Nasıl güzel konuşuyor. Delirecek gibi oluyorum bazen severken. Şükür diyorum bolca, çok şükür..Ne değişik birşeymiş evlat sevgisi. Rabbim isteyen herkese nasip etsin.


Kırmızı başlıklı kiz kümes hayvanlarina soruyor: - n'apiyoşunuz siz?   


Evde olmamın, çalışmıyor olmamın onlarca iyi yanını gördük. Kuzum sakinleşti resmen. Değişti. Hırçınlığı gitti! Son zamanlarda ağlarken ellerini ısırmaya başladığını görmüştük işten ayrılmadan önce.. Ve öyle üzülmüştük ki!! Canım kayınvalidem -İş herzaman bulunur çocuğun bu zamanları bir daha bulunmaz demişti. Eşim ısrarla -bırak işi demişti! İyi ki öyle demişler.


Biz kızımla   bazı sabahlar 9,30- 10:00 a kadar uyuyoruz mesela :) Uyandığımda ve saati öyle görünce kendimi uzaylı gibi hissediyorum o ayrı mesele :) 
Geçenlerde ilk defa ıspanak yemeği yedi.Yedirinceye kadar her kaşığı besmele çekerek ve ardından şükür ederek kutladım :)
Sık sık bana konser veriyor kuzucuğum.. Kadınlar matinesi modundayız genelde :)  Hemen hemen hergün dışarı çıkıyoruz. Hele hava güneşliyse çıkarmazsam dışarı resmen vicdan azabı çekiyor gibi oluyorum. İşi gücü bırakıp  tutuşuyoruz elele:) Parkta hergün görmekten aşina olduğum anneler/anneanneler de var. Sohbet hep aynı: Kaç aylık sizinki? Bizimki çok iştahsız! Uykusu nasıl ? :))))


Öyle güzel şeyler ki bu anlatıklarım bana göre. İnsan alışkın olmayınca  parktaki anneannelere, çocuğunun ıspanak yemesine. Oturup bloğuna yazar işte :))

27 Şubat 2013 Çarşamba

Nurlar İçinde Uyu..

25 Şubat Pazartesi..
Saat: 08:05

Telefon çaldı! 
Halil'in -hadi yaaa demesiyle konunun ne olduğunu anlamak hiç zor olmadı!
Sıkıntılı bir sabah günaydın dedi evimize. Gün aymadı aslında..
Yüzümüzü yarım yamalak yıkayıp hemen babaannemize gittik. 
Sarıldık...Sarıldık...
Kayınvalidemi ağlarken görmek çok üzdü beni. Annesini kaybetti o sabah.. Ağlamasında ?!

Büyükbabaannemiz 85 yaşında koca bir çınardı. 6 çocuk sahibi olmuş, evlatlarını okutmuş, büyütmüş Yugoslavyada doğmuş bir çınar. Kökleri kocaman, upuzun..
85 yaşında olmasına rağmen espirili, zeki, güleç,şen şakrak bir kadın! 
Ada bir gün Pepee izlerken "koca kafalı çocuk" dedi. -Şapkası kendinden büyük.. Çok gülmüştük.

Bir haftadır hastanedeydi. Yoğun bakıma aldılar. Üç gün öncede iyi haberleri geldi. Pazartesi yoğun bakımdan normal servise alacağız demişti doktorlar.

Ama olmadı....


Bu güzel yastıklardan ördü herkese. Evlatlarına, torunlarına, torunlarının çocuklarına, karşı komşularına.




Kayınvalideme de öğretmiş. Öğrettiği için de çok sevinmiş. Benim yetiştiremediklerime 
-sen yap demiş..




Şimdi bu yastıklar daha çok kıymetlendi.

KIZIM BÜYÜYOR

Lilypie Premature Baby tickers