23 Aralık 2012 Pazar

Altın Top

Babam bır hıkaye anlatmıştı.
Zamanın birınde zengin ve fakir iki aile aynı sokakta yanyana evlerde yasamaktaymış. Zengin aile herşeye sahipken fakir ailenin evinden gelen kahkaha sesleri hiç duyulmazmış. Fakir ailenin hanımının ne kürkü varmış nede gösterişli arkadasları, aile babasında ne arabası varmış ne de bankada mevduatları. Her aksam coşkulu kahkaha sesleriyle çınlayan bu ev zengin ailenin pek merakını cekmiş ve en sonunda dayanamayıp, kapılarında bulmuşlar kendilerini.
- Nasıl böyle mutlusunuz? demiş zengin adam. Nedir bu şen kahkahalarınızın sebebi? Neyiniz var bizde olmayan? Diye de eklemiş.
- Altın bir topumuz var demiş evin kapıdaki reisi. Bankalarda hesaplarımız, kapıda arabamız yok ama hergün sevgiyle kucakladığımız altın topumuz. Onun sevgisidir evimizi böyle neşeli kılan. Rabbim isteyen herkese nasip etsin. Mal, mülk, servetten önce....

Gercekten öyle. Hep aklıma gelir benim bu hikaye. Cocuklar altın birer top, yoğurulmayı bekleyen hamur, sulanmayı bekleyen fidan gibiler. Bunu evde olduğumdan bu yana daha cok idrak ettim. Gunler süper, tek sıkıntımız soğuk :) kış kendini iyice hissettirınce malesef sık sık dışarı çıkamıyoruz. Yazın gelmesini dört gözle bekliyorum şimdiden :)

Bizim altın topumuz şuanda uyumaya çalışıyor. Bende o rüyalara dalmadan önce yanından bunları yazıyorum. 2 haftadır evdeyim o şaşkın ben şaşkın :) ama hepimiz cok mutluyuZ. Çok şükür.

Tüm altın toplara iyi geceler diliyorum, güzel güzel uyusunlar. Kayınvalidemin bizi her kapıda uğurlarken söylediği bir söz var.
- Uykularım sizin olsun...



12 Aralık 2012 Çarşamba

İş Kadınlığından Ev Hanımlığına!

Bu başlığı işyerinden açmıştım. Evdeki ilk yazım için:)

Askerliği bitirip şafak doğan güneş  diyen er gibiyim, 9 ay heyecanla bekleyip torununu kucağına almış anneanne/babaanne gibiyim. Gurbetten gelen mektup, ilkokul birinci sınıf öğrencisinin öğretmeninden aldığı ilk yıldızlı aferin gibiyim..  Çok çalışıp üniversitede istediği yeri kazanmış öğrenci gibiyim, sevgilisine kavuşmuş yar gibiyim! 

Kimileri için evde olmak yukarıda yazdıklarıma göre abartı gelebilir ama inanın ben gerçekten böyleyim.. Üç gündür çekirdek ailem çok mutlu.. Allah'a binlerce şükür... Yıllarca çalışıp, sırf evlat için eş için çalışmıyor olmak böyle değişik hisler uyandırıyor son zamanlarda bende.. Çok güzel hisler..

Kızımla günler harika geçiyor. İçim çok huzurlu. Eşime ve kuzuma yetebiliyorum artık galiba. Ada'yla tüm gün beraberiz. 

Yağmurlu bu ara buralar, hava biraz soğuk.. Ama yine de dışarı çıkıyoruz. Arka sokaktaki şarküteriden süt almak için önce parka sonra markete gidiyoruz :) Birde manav var. Hergün mandalina sıkıp taze taze içiriyorum. O içiyor ben mandalinanın lezzetini daha çok alıyorum.. 

Anlatabiliyormuyum?



8 Aralık 2012 Cumartesi

İş'te Son

Umarım bu kararımız hepimiz için hayırlı olur.

Bugün bu masada oluşumun son günü. Belki tekrar çalışmaya başladığımda yine burdan para kazanırım, kimbilir.. Şuan bunları düşünmüyorum. Ama yazarken bir tuhaf hissettim kendimi.
Halil'in bu kararda verdiği destek olmasa zor oldu sanırım. Bakalım neler bekliyor bizi.
Yarından itibaren  hep şunu diyeceğim ben :

En tatlı sabahlar Ada'yla başlaaaaar :) 

Evet  ailecek taktık biz züraşaşa'lara :)

5 Aralık 2012 Çarşamba

Bir Varmış Bir Yokmuş


-Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde
Ülkenin birinde Ada Prenses isminde çooook güzel bir prenses yaşarmış.
Ada prensese anneannesi bakıyormuş çünkü;
prensesin anne ve babası çalışıyormuş.
Annesi prensesini çook özlüyormuş..


diye masal anlatıyorum hergece Ada uyumadan önce. O anki ruh halime göre de değişiyor masalın gelişme bölümü!
Ama artık masal komple değişti. Yeni masal aynen şöyle:

-Hani prensesini çalıştığı için çok özleyen anne vardı ya.
İşte o anne artık ev hanımı :)


Gelişen şartlardan dolayı işten ayrılmak zorunda kaldığımı açıkladım işyerime. Haftasonuna kadar burdayım.
Nasipse pazartesiden itibaren de evde 

Evlat sahibi olanlar çocuklarının herşeyden daha değerli olduğunu çok iyi bilirler. Biryerden sonra para kazanmayı da görmüyor insan. Sırf onun için, istediği herşeyi erteleyebiliyor, vazgeçebiliyor-muş insan!
Ben güzel bir gelecek ve kendimize ait bir evimiz olsun diye çalışıyordum.
Ama bu şartlarda kendimize ait bir evi ertelemem gerekiyor.
Bu çocuğum için herşeyden daha önemli.
Bugün ki düşüncem 2 yıl çalışmamak! Ya da 3 yıl.. Ya da kızım enazından ilkokula başlayana kadar!
Allah Kerim. 
Hepimiz için, ailem için, kızımız için hayırlısı olsun inşallah.

Çocuğumun bana en çok ihtiyacı olduğu yaşlarında O'nu daha fazla bensiz bırakamazdım!

Meğer sırf çocuğu seviyor diye zürafalari da severmiş birgun anneler!


29 Kasım 2012 Perşembe

Ben Yenge Oluyorum :)

Evet. 
Gerçekten.
Burada benim yenge olmam dan çok Derya'nın Anne olacak olması  daha çok mutlu ediyor beni.
Dünden beri uçuyorum sevinçten
Ada'nın en küçük halası anne olacak,
ben yenge, Ada abla :), Halil tekrar dayı olacak.

Kızkardeşim gibi sevdiğim, bildiğim, asla ayırmadığım,
görümce kelimesini hiç yakıştıramadığım 
güzel öğretmeniz anne olacak Allah'ın izniyle.

Bunu ilk öğrenenin de benim olmam
çok özel kıldı ruhumu :)

İki büyük halamız daha var çok sevdiğimiz. Ve ikisininde kızları birbirlerine çok bağlılar. 
En küçük tatili fırsat bilip görüşüyorlar. Biraraya geldiğimizde hep yanyanalar.
Harika bir bağ var aralarında.
Ve ben onların bu sevgilerine hep hayrandım.

Ada kuşum onlardan çok küçük. Malesef o bağa nail olamıyor henüz.
Ama eğer dün ettiğim dua kabul olursa :) Önce sağlık tabi.
(inşallah kabul olur :) )
Ada kuşumda belki kuzenleri gibi olacak Derya Halasının kızıyla  :)
Evet duam bu.
Hayırlısı inşallah. Sağlıkla gelsin
minik bebeğimiz - kızımız

Amin, amin, amin

Derya ve Ada ve de ben :) Derya'nın kına gecesinde.. Ada henüz kel iken :)



 

28 Kasım 2012 Çarşamba

Kreş Konusu

Son zamanlarda sık sık düşündüğüm bir konu bu.
Kızıma çok şükür doğduğundan bu yana anneannesi baktı, büyüttü, besledi. Bu konuda şanslıyım.
Ama anneannenin omuzlarından yükü almak için ve de Ada'ya da  iyi olacağını düşündüğüm için kreş arayışına girdim bu günlerde.
Enazından şimdilik yarım gün kreşe göndermeyi düşünüyorum. Sabahtan uykusunu alıp kahvaltısını yaptıktan sonra kreşe gitmesini istiyorum.
İstiyorum çünkü;   kreşe başlarsa  birçok arkadaşı olacak. Sosyal olacak. Değişik aktiviteler öğrenecek. Ortamı değişecek. Öğleden sonraları artık daha değişik geçecek. Hem evinin dışında olduğu için oyun, eğlence, paylaşmak, arkadaş edinmek onu daha çok geliştiricek!

Bunları istiyorum ama onlarca soru işareti  var aklımda!
Ağlarmı? Mutsuz olurmu ? Korkarmı? Kendini güvensiz hissedermi ? Benim aklım onda kalırmı?
Gibi, gibi, gibi...... Bugün bunu araştırdım, soruşturdum.
Bir anne arkadaş -20 aylık oğlunu daha erken kreşe göndermediği için pişman bile olduğunu yazmış. Öyleki çok faydasını görmüş çocuğunda.
Başka bir anne -kızının uykularının kreş sayesinde düzene girdiğinden bahsetmiş.
Süt annemiz Özben'in oğlu Umut Can 'ın gittiği kreşi düşünüyorum. 
Umut Can kreşe gitmeye başladığından buyana konuşma yönünden çok gelişmiş. O'da 2 yaş öncesi başladı kreşe. Aynı kreşe çok yakın bir arkadaşımın 4 yaşındaki oğluda gidiyor. Berke'nin annesi de çok memnun  kreşten.
Kreşin müdüre hanımıyla telefonda görüştüm. İlkgünlerde olabilecek sıkıntılardan bahsetti biraz. Alışma dönemi. Hatta 2 yaşında bir öğrencilerinin annesinin telefonunu gönderdi mesajla. Görüşüp konuşmamı istedi. Çünkü o anne arkadaşta benim gibiymiş (Benim gibi kararsızmış ve benim gibi emin değilmiş ve kendisi ev hanımıymış).

Haftasonu Ada'yı alıp kreşe gitmeyi düşünüyorum. Enazından orayı görmek, tanışmak için...........................



-Yazmışım dün, 
bugün ise henüz erken olduğunu düşünüyorum. 24 aylık olsun bari diyorum, mesela seneye yaza.
Sanırım Ada kreşe hazırmı diye düşünmek yerine ben hazır mıyım acaba ? demeliyim!

Ben çok kararsızım galiba! :/

 
Bayıldım bu tabloya!           




görsel: google

23 Kasım 2012 Cuma

Alim Ol İnşallah

Dün Hepatit A aşımız vardı. Beni yine günler öncesinden sıkıntısı sarmıştı. 
 Tam da tahmin ettiğim gibi bol ağlamalı geçti. Hiç şaşırmadım. 
Daha kapıdan girdiğimiz anda başladı. Neler anlattıysamda engel olamadım. 
Tartıda, boyunun ölçülmesi sırasında, abeslang ile boğazına bakarken feryat figan.
Doktorumuz kilosunu ölçerken "sana yetişemeyeceği kadar uzakta dur şimdi" dedi bana.
Ben uzaklaştım ama ağlaması dinmedi tabi. 
Nasıl üzüldüm o an. Ah be miniğim....
-Aşısı yapılana kadar hiç canı yanmıyor dedi doktor. Ama ağlayarak seni ele geçirmek istiyor Ada şuan.
Sen onu susturmak için yanında oldukça o daha çok tepki gösteriyor dedi.
Doktor bunları söyledi de onu sen gel benim içime anlat!
Çıkarken bu kez bir kalem ve mama dergisi aldık, doktor bize balon verse de.
Ada kuşum kalemi görünce tamamen sustu. Yine -bitti bitti dedi içini çekerek..
İşyerinden kısa bir zaman için izin almış olsamda eve dönerken söz verdim, parka götürdüm.
Nasıl sevinçli nasıl mutlu. Sanki   az önce çılgın gibi ağlayan çocuk o değil! 
O güldükçe benim içimde çiçekler açıyor.
Ama başka birşey oldu dün, benim asıl hoşuma giden.

Dün kay kaydan yalnızca bir kez kaydı.  Elinde kalem ve dergiyle.
Çok sevdiği sallanan tavşanın yanına bile gitmedi. Koşmadı, oynamadı. Dönen atları görmedi.
Çünkü kalemini bir an olsun bırakmadı.





Ver kalemini kaykaya gidelim dedim kaç kez. Kalemi parka tercih ediyordu.
-Güneş güneş diyip karalamaya devam ediyordu. ☺ Durdum, izledim sadece.

Alim ol inşallah diye dua ettim. Güzel şeyler yaz, çiz, öğren, öğret!



19 Kasım 2012 Pazartesi

Uyku Tulumu Hakkında

Az sonra bir annenin uyku tulumu ile imtihanını okuyacaksınız!
Uzun zamandır aklımda olan, havaların soğumasıyla daha da derinleşen bu konu ile ilgili..
  Dün akşam iş çıkışı tamamen tesadüf bebek&çocuk eşyaları satan bir mağaza da tam Elif'ime göre bir uyku tulumu gördüm. Fiyatınında 20 tl olduğunu duyunca önce kararsız kalsamda satıcı bayanın bir anneanne olduğunu göz önünde tutarak aldım! Gayet güzel, yumuşak ve sıcacık tutacağıma söz veriyorum diyen bir tuluma benziyordu! 
Gerekli temizlik işlemlerinden sonra bu akşam giydirdim! 
Sırasıyla bir askılı atlet, bir uzun kollu body, penye bir eşofman altı ve çorapla.
Çoraplarını uykuya tamamen daldıktan sonra giydirdim.
 Sırtını rahat ve istediği gibi kaşıtamayınca -ayya (Bknz: Ada'lopedi de ayak) dedi.
Ayaklarını kaşıyordumki -arka dedi :)
Bülbülüm benimm:)
Neyse kendi yatağına yatırmadan sırtını kontrol ettim hafiften terlemiş.
İşte sıkıntım da burda başladı. Çok mu giydirdim?
İyi ce rüyalara dalmadan çıkarsam mı?
Bizim ev kaç derece acaba şuan derken daha çok kararsız kalınca kendi yatağına aldım. Üzerini örtmedim.
Ve bu yazıyı yazarken ikide bir kontrol ettim. Halâ hafiften terli ve açıkçası şuan çok derin uyuduğu için sırtını çevirip kontrol edemiyorum!

Tüm tecrübeli annelerden acilen yardım bekliyorum.
Anneleriiiinn Gücüüüü Adınaaaaa....

Notun Dibi:     Satıcı bayan bir anneanne ve bana içine sinmezse geri getir  iade  alırım dedi.  Geri götürmekten değil bu tulumu giydirmek istiyorum ben!


Edit: Ne kadar belli olur bilmiyorum ama fotoğraf ekledim.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Kaçtı..


Dün, bu mevsimin son "park havası" olan pazarıdır belki dedim ve sabahtan bir posta öğleden sonra bir posta Ada'yı  parka götürdüm. Gün içinde iki defa parka gittiği için şaşırdı sanırım.
Biraz soğuk olsada güneş vardı. 

Benim dudu dilli kızım son zamanlarda bayaa dillendi. Nasıl güzel şeymiş birbirimizi daha iyi anlamak!


Büyük bir sevinçle gökyüzündeki bulutları  gösterdi -buğuut, buğut- diyerek.

Eve dönüşte bu kedileri gördük. Düştük peşlerine, yakalamaya çalıştık.
Yakalayamadık. Çünkü Ada dedi ki: 

-Kaçtııı :)


8 Kasım 2012 Perşembe

Hoşgeldin Kış Baba



Ben çok üşüyen biriyim. Bu gün -sonunda- ha geldi ha geliyor derken kışı baya hissettim.
Kayınvalidem de üşür. Gelin kayınvalide toprağından olur derler. Katılıyorum :)
Yazı çok seviyorum. Şimdiden özledim hatta.
Klasik ama kış mevsimi de bir başka güzel.

Sanırım dün akşam ki park gezmemiz sondu. Ada kuşum hayli özleyecek
Oysa ki dün akşam ilk defa yüzüstü yatarak kaymayı öğrenmişti kay-kay dan.
Havaların güzel olduğu her pazar götürmeliyim diyorum şimdi.
Unutmasın yeni eğlencesini!
Kış baba geldi. Neyseki biz hazırız :) 

Gelebilir ! 


































5 Kasım 2012 Pazartesi

Uyusun da Büyüsün



































Henüz profosyonel bir fotoğraf makinam olmasa da fotoğraf çekmeyi çok seviyorum.
Ada doğduğundan buyana  sayısız fotoğrafını çektim/çektik. Bazıları var ki onları ayrı seviyorum.
Dün itibari ile bu fotoğrafta o ayrı sevdiklerimden bir tanesi oldu. 

Uyudu, biraz daha büyüdü.
Babası bizi  balık yemeğe götürdü. Öncesinde topraklarla oynadı yine. Enerjisini attığından olsa gerek ilk defa dışarıda yediğimiz bir yemekte 20 dakika kadar masada oturup yemeğini yedi! 
Anne şaşkın baba mutlu :)

Buarada hafta sonu güzel geçince Pazartesi Sendromu diye birşey olmuyor. 
Güzel bir hafta olsun.

Notun Dibi: Dünkü yemekte Halil bana söz verdi. Benimde profosyonel bir makinam olacak o_O 

1 Kasım 2012 Perşembe

Hayvanlar Alemi

Bayramda 4 gün tatil olunca son gün İzmir Sasalı'da ki Doğal Yaşam Parkı'na gittik.

Şansımıza hava zaman zaman rüzgârlıda olsa yağmur yoktu. Çok güzel bir yer. Lütfen web sitesini  ziyaret edin. Tüm parkı yürüyerek 3 saatte bitirebiliyorsunuz geziyi :) Biz galiba 2 saat dayanabildik.

Ada kuşum bir çok hayvanı tanıyor, biliyor.  Hem hayvanları daha yakından görsün hemde güzel bir gezi olsun diye düşündük. Anne kişisi olan benim ara ara şiddetli bunalıma girmeme sebep olsa da ziyadesiyle güzel bir gün geçirdik.

Puş (kuş), Milaav (kedi), Pil (fil), at, köpee (köpek), ayı, aşlan (aslan), leyle (leylek), balık, öğdek (ördek), papumba (kaplumbağa), deve, geyyi (geyik), şiyek (sinek) veee en çok sevdiği söylemesine bayıldığımız züyaşaşa (zürafa)
Çok seviyor züyaşaşaları. Bayramlığında da züyaşaşa vardı bu sene :D Tesadüf denk geldi.

Günün hangi saati sorarsak soralım nereye gittik diye ilk cevap her daim -pataa oluyor. Bizde al sana park dedik o gün. Sabah 9: 15 de uyanıp tüm gün uyumayınca bir ara uykusuzluktan iyice sapıttı. Pusetinde uyutmaya çalıştım ama olmayınca daha fazla zorlamadım! Birara ana-kız iyice saçmaladık. 

Fotoğraflara televizyondan bakıyoruz akşam evde. Tekrar soruyorum hayvanları hepsini söylüyor. Hatta 2-3 tane leylek vardı. -Bak Ada  bu annesi bu kızı dedim leylekleri gösterirken.  Akşam da fotoğraflara bakarken yine gıjıı gıjıı diye sevindi yavrum  leyleklere :) 


Fotoğraflara bakarak bu bol eğlenceli(!) günü bir kez daha yaşayalım :D 
Buyrun:


 

 Tüm gün böyle yerlerde toprakla haşır-neşir olmak istedi. Bayram diye bolbol eğlenip enerjisini atsın dedik :P

Tropik Merkez diye bir bölüm var. Bu balık  arkadaşlar o bölümde. Ama içerisi aşırı nemli ve kalabalıktan olsa gerek bir hayli sıcaktı. Sadece balıklara bakıp çıktık.

İzmir isimli fil ve annesinin evi burası :)

İzmir bebek bir fil. Meşhur Bahadır vefat edince yeni gözde İzmir fil oldu. Pardon pil :)



Deh deh çok güzel değilmi? Allah'ım bu dehdeh için ne ağladım yavrum. İlla dokunmak istiyor. Hatta yelesini sevecek. Ama kalabalıktan hayvan bile daralmış o an. Açıkçası korktum kötü birşey olacak diye !


 Bu güzelliklerde leyle ler :) Bu gıjııı olan leyle :) Bu satırları yazarken bile gülüyorum şuan. Alem bu çocuk milleti yahu :)  


Bu fotoğrafta ise bir züraşaşa görüyoruz. Yemekten sonra son anda çıkarken aldığımız yeni arkadaşımız. Ben bile bu yaşımda çok sevdim züraşaşa yı :) Ada'da bayıldı. Uyku arkadaşı olsun istiyorum kızımın. Bu konuda çalışmalarım var :)

Dediğim gibi güzel bir bayram günü,hafta sonu oldu. Ama yine bu geziden de çıkardığım bir konu var:

-Emre, Ada 5 yaşında olmadan bir daha doğal yaşam parkına gitme :)
Hem Ada'nın babası da öyle diyor :)






29 Ekim 2012 Pazartesi

Bayramlar

Uzuuun zaman sonra, 4 gün bayram tatili yapınca gezegenini kaybetmiş uzaylı gibiydim.. Dolu dolu 4 gün geçirdik baba,anne ve çocuk. İşe gelir gelmez açıp bloğumu yazmaya başladım bu satırları. Malum yoğun iş temposuna bodozlama giriş yapıcaz, ilk fırsatı değerlendireyim sabahtan!

4 gün boyunca Ada kuşumla her an birlikte olunca sanki birazda hasret gidermiş gibi olduk. Bayramlar çalışan herkes için öylemi bilmiyorum ama bizim için sadece "tatil". Evde olmak, eşim ve çocuğumla olmak. 

Birde hep dua ettim. Rabbim annemi başımdan eksik etmesin! Ona sağlık, sabır versin. Ben iş yerinde sabahtan akşama kadar çalışıyorum ama o da  evde Ada'ya bakarken  çalışıyor! Hiç durmayan, kıpır kıpır 7/24 hareket halinde olan, bırak uzanıp 5 dk dinleneyim demeyi otururken gördüğünde "kalk, kalk" diye çığlık atan Ada'yla tüm gün ilgilenmek gerçekten yorucu ve zor. Bunuda çok iyi idrak ettim.

Bu Ada'nın ikinci kurban bayramıydı. Büyüdükçe onun içinde bizim için de farklılaşıyor! :)


Will continue to :)

20 Ekim 2012 Cumartesi

Yeni Yerleşkemiz!

İsteyince oluyormuş demek. Biraz küçük ama idare edicez.. En azından kiracı değiliz.


Mülk sahibiyiz. Sonra tek katlı. Bahçeli. Önü açık. Ulaşımı kolay. Park sorunu yok.


Daha ne olsun! 


 Ön tarafa bir havuz yaptırmak niyetimiz. Bakalım. Nasip bu işler!






 

18 Ekim 2012 Perşembe

Sen Neymişsin 1,5 Yaş

Neden bu yazıyı yazıyorum. Çünkü son zamanlarda çok hoşumuza giden anektodlarımız var.

Artık 1,5 yaş olmakla beraber bir güzellik,sakinlik,daha da akıllık, zekilik, çok bilmişlik, tatlılık,sevimlilik,kaliteli uykular,açılan bir iştah,birbirimizi daha iyi anlama/ifade etme, büyüyen kelime hazinesi ve daha bir çok şey var. 
Mesela akşam yemeklerinde daha rahat yemek yiyebiliyorum artık ben :) Karnım doyuyor. Biz yemek yerken Elif Ada başka şeylerle meşgul olabiliyor. 
Daha kolay oluyor artık herşey sanki. Oyunlarımız, iletişimimiz.

İstediğini daha rahat ifade ediyor. Dün gece mesela bezini işaret ederek "çiş" dedi benim kuzum. Havai fişekler patlatacaktım nerdeyse sevinçten. Tuvalet eğitimine başlamadan çişini söyleyecek diye :D Evet o biraz zor henüz, biliyorum.  

Sihirli bir el değdi herşeye sanki. 
Büyüyor benim kuzum yaaa.. Ne sihiri ne eli?
Ciddi ciddi büyüyor işte. Çok seviniyoruuum




-derken  2 yaş sendorumu diye birşeyden bahsediyorlar! 
Ne ola ki? 
Bu olanlar onunla ilgili olabilir mi? 
Fırtına öncesi sessizliğimi ?

Korktum bak şimdi!!

17 Ekim 2012 Çarşamba

Biz Darı Deriz


Çarşıdan aldık bir tane eve geldik bir düdüklü tencere :)
Ben bu mübarek yiyeceği çocukluğumdan beri çok severim.


Dün gece çocuğumda yesin, sevsin diye tek tek ayıklayıp bir kaseye doldurdum.

Elif Ada yedikçe ben ikisini de daha çok sevdim

Hani derler ya o yedikçe sanki benim karnıma gitti :)
Aynen öyle.










Ama bence darı sadece böyle yenir.
Zevki,tadı burdadır.


Bu arada biz darı deriz.

Elif Ada "deyi" der. O başka bir mevzuu :)


İyiki Doğdun Baba'sı


Dün gece  Elif Ada babasına sürpriz yaptı. Aslında bugün doğmuş olan babasının doğum gününü bir gece önceden kutlayınca babası gerçekten şaşırdı.


Kocaman sırıtarak "iyi ki doğdun babasıııı" diye şarkısını bile söyledi. 
Evet evet anne arka fonda vokal yaptı :)


-İyi ki doğdun babası.
-İyi ki doğdun  aşkım.
-Seni çok seviyoruz.

11 Ekim 2012 Perşembe

Bu Bir DIY Projesidir!

Böyle bir DIY yazısı yazacağım hiç aklıma gelmemişti. Takipçisi olduğum bloglarda hep görürdüm bu DIY ları. Ama eminim siz böyle bir DIY çalışmasını ilk kez görüyorsunuz şuanda. 
DIY budur!


































Çift direksiyonlu araba olurmu demeyin. Ada yaptı ve oldu   :)

10 Ekim 2012 Çarşamba

Kaave Severiz :)




Dün akşam bu  şurubu "kaave" diye içirdim Ada'ya. İlk defa sorun çıkarmadan içtiği bir şurup oldu. Diş sancılarında bazen vermek zorunda kaldığım ateş düşürücüleri bile suyla karıştırıp vermiştim.
Akşamları kahve içerken bizi görünce -ıııh ıhh diyip içmeye çalışıyor.  Bir-iki kez suluğuna rengini değiştirecek kadar döküp verdim ona kaave :)
Sabah anneannesine 1 ölçek vermesini tembih ettim ama içirememiş. Suya karıştırmış :)

Kaaave sever benim kızım, bu şurubu suda sevmeeez ;)

8 Ekim 2012 Pazartesi

Şaptır Şeker, Cinstir Çeker!

Konumuz: Kaşınmak! Bildiğiniz kaşınmak.

Kimi masaj yaptırmayı sever kimi  ovulmayı. Hatta belini çiğnetenleri bile gördüm.
Peki 1,5 yaşındaki bir çocuğun kaşınmayı istemesine  şahit oldununuz mu? Ben  oldum, oluyorum daha da olacak gibiyim :)

Mevzuu şöyle gelişti. Ada 6 aylıktı. Zaman zaman ayağımda salladım, zaman zaman beşiğinde. Tam uykuya gectiğinde yatağına aldım. Ama o tam uykuya geçmek zor olmaya başlamıştı. Bir gün yine onu uyutma çabasındaydım. Yerde döne döne oynarken babasıyla onları 5 dk için başbaşa bıraktım. Geldiğimde yüz üstü yatmış, babasıda kızının sırtını kaşıyordu. Bir iki dk sonra  kaşınmanın verdiği rahatlamaya daha fazla dayanamayan Ada mışııl mışşılll uykuya daldı. Kısa sürede!  Ayaklarının altınada masaj yapardım ama hiç uyuduğunu görmedim.  O günden sonra uykuya zor daldığı günler de hafiften kaşırdık Ada'yı :)

Ama  ne biliyim arkadaş böyle alışkanlık yapacağını. Kocaman kız oldu, kaşınmadan uyuyamıyor. Tam daldı uykuya diyorum açıp gözlerini  "kaşşii, kaşşiii" diyor.  Dün gece sabaha karşı uyandı, su istedi içti, tekrar yattı yatağına ve başladı yine "kaşiii" demeye. Kaşıdım tabi mecbur.  Bazen sırf kaşınmak için uyumadığını düşünüyorum. Bir keresinde de tam 45 dk kaşıdım! Çok seviyor kaşınmayı.  Genlerde de var ama.
Babasıda böyle :) hatta halası da:) Sayelerinde artık bende. Saltanat gibi babadan kızına geçti.
Yiğit lakabıyla anılır derler ya korkuyorum bizede ileride "kaşınangiller" diyecekler :)


4 Ekim 2012 Perşembe

Bir Minnettarlık Hikayesi :)

Bu yazımdan sonra yaz dönemi boyunca  Ada için odasında köklü bir değişiklik yapmıştım. 
Yer yatağında uyuttum. Öyle kaz, kuş tüyünden olmasada gayet konforlu ve yumuşaktı. Salonda ki koltukların minderlerinden bariyer çektim duvar ve petek önüne.  Odasında uyuma alışkanlığını bozmamak için başka çarem yoktu. Gerçi gayet memnun kaldık bu köklü değişiklikten.  Malum mevsim normallerine uymak koşulu ile havalarda serinledikçe daha fazla yer yatağında yatırmamak için bu olaya son verdik hafta sonu. Ada tekrar yatağına transfer olacaktı. Orada  uyumaya devam edecekti. Ama uzuunn bir aradan sonra Ada'yı  yatağına 1-2 dakika için bırakınca neye göreyim? Bu uzuunn arada boyu da uzayan kızım ayağını atmış yatağın korkuluğuna inmeye çalışıyor. Hani bırakıp gitsem oda da Allah korusun düşünmesi bile kötü.

Bu seneki ilk yaz tatilimizde kaldığımız yazlıkta park yatak vardı. Ve Ada onun içinde çok rahat uyudu. 1,5 yaşına gelmiş bir çocuk için park yatak alıp orada uyutmak gelişimine zıt yönde olacağı için, ayrıca misler gibi yatağı dururken boş yere para verip almak istemedim. Google sayesinde  bu konuda benim gibi sıkıntısı olan olmuş mu diye arattım. Bulduğum tüm yazılar park yatak ve  büyüyen yatak arasında kararsız kalmış annelerdi. Ama benim aradığım güvenlikti. Sallanan beşiği çıkarıp sabit  yatağa çevirmeyi düşündüm ama kızım yer yatağında çok deli yattığı için henüz ona cesaret edemedim. Sanırım biraz daha büyümesin bekleyeceğim bunun için. İnsanlığa ufak bir faydam olması için bunları yazıyorum :))

Ada doğmadan önce odasını yapmıştık.  Önceleri ana kucağında uyudu biraz ama sonra odasına alıştırdık şükür. Şimdilik seyyar beşikle idare etsin, büyüdüğünde oda yaparız diye gelgitlerim oldu. Benden tecrübeli anne olan arkadaşlarıma da sorduğumda kimisi odaya gerek yok dedi, kimi ilk aylardan odasına alışsın dedi. Her annelik bilgisi insanın kendisine gerçekten. 

Marangozlar  böyle küçük işlerle uğraşmıyor malesef. Akrabalarımızdan biri marangoz. Ona anlattım durumu, ek parça yapıp korkuluğun  uzunluğu yükseltecekti (hatır için, sağolsun:) )  Fikri aklıma çok yattı. Bir iki minik detayla korkuluktan sarkılamayacaktı Ada.  Halil'im yani benim çok sevgili eşimin ruhunda daha çok varmış bu detaycılık :) Bana -bir parçayla yapılabilir aslında, ek yapmaya, çakmaya, çivilemeye gerek yok dedi ama ben onun ne demek istediğini anlamadım.  En sonunda icraata döktürmüş olayı. Yaptırmış. Anladım tabii sonra ne demek istediğini :D

Tata tataaa :)













Dün akşam eve gittiğim de gördüm. Renk olarak uygun değil evet ama benim yaptırmayı düşündüğümden 10 kat daha güzel, kullanışlı ve pratik :) 10 TL maliyeti. Faidesi büyük :)  Seyyar ayırıca. Kullanılmadığında yatağın kenarına saklanabilir. Birgün bu konuda sıkıntısı olan biri olursa umarım bu yazı/fikir yardımcı olur :P  Teşekkür etmenize gerek yok :D  Ama ben Halil'e minnettarım :)

Dün gece bu  arkadaş sayesinde Ada tekrar yatağında güvenle uyudu.  Bende daha rahattım tabi. Ohhh miisss... :) Gelsin güzel, uzuun uykular.

2 Ekim 2012 Salı

18 Aylık Olunca

Bugün bizim 18 ay kontrolümüz vardı, aynı zamanda aşımız. 
Yemin ederim her aşıya gidişimizde günler öncesinden strese giriyorum. Aşı olmayan rutin aylık kontrollerde bile daha doktorumuzun kapısında basıyor yaygarayı Elif  Hanım. 

Yine öyle günlerden biriydi bugün. Yavrum ne ağlamak ne ağlamak! Utanmasam onunla birlikte bende ağlıyacaktım. Babaaa diye ağladı çocuğum. Salya sümük, içini çeke çeke.. Sakin ol annecim, ben burdayım, aa bak pisiler, ciciler derken doktorun odasından harpten çıkmış gibi çıktım. Tam kapıya yöneldik  gidiyoruz, doktor Ada'yı sevmek için ona kaş,göz işareti birşeyler yapınca -Bitttiii diye  ağladı bukez doktorun suratına bakarak.  Şükür herşey güzel ama ben güzel değilim şuanda.  Aklım kızımda. 18 ay aşısı en çok ateş yapan aşıymış. İnşallah en az ateşle atlatırız.   


Vallahi çok moralim bozuluyor.
Acaba bu aşıların süte karıştırılıp verilenleri ne zaman çıkar?

25 Eylül 2012 Salı

Küçük Mucizeler Dükkânı


Dün gece saat 02:15 itibariyle arka kapağını kapattım.
Biran önce bitirmek istediğim bir kitaptı. Bitirmek istiyordum çünkü okudukça olacakları  merak ettim, 
acaba şimdi ne olacak dedim. 4 ana karakter ayrı ayrı anlatılmış. Çok akıcı ve sade bir dille. Serisini okuyup okumama konusunda kararsızdım aslında! Çok güzel bir yer etti kitap hafızamda. Hani çok reyting alan dizilerin bir kaç sezon yayınlanmasının ardından bir de filmini yaparlarda boğum boğum boğarlar ya, birde karakterleri iyice saçmalatırlar! Böyle olmasını istemedim açıkçası. Ama okuduğum yorumlar beni vazgeçirdi bu düşünceden. Zira serinin diğer kitaplarında ki karakterler değişiyorlarmış. Yeni hayatlar, yeni meraklar :)

Dün yeni iki kitap siparişi verdik. Birincisi Elin Hilderbrand isimli yazarın dünyanın en güzel ismi olan   "Ada" isimli kitabı :)  
İkincisi ise Neredeyse Kusursuz isimli  Julie Ortolon' un kitabı. Sabırsızlık ve merakla bekliyorum.


Satırlarıma burada son verirken diyebilirim ki: Küçük Mucizeler Dükkânı  harika bir kitaptı. Okumayan herkese tavsiyedir.

Tercih ettiğim ve okuduğum için kendime teşekkür ederim :)

24 Eylül 2012 Pazartesi

Ada Sayesinde..

Bu kare haftasonumuzdan. Benim için ehemmiyeti çok büyük olup, tarafımca kayıtlara gecmesi için blogta yayınlanmıştır :)








Yeni bir park gezimizde bu pisicik çıktı yolumuza. Daha önce bir çok  defa uzaktan sevdiğimiz kediler gibi değil, aksine sırnaşık, sevgi beklediği her halinden belli olan bir kedişşş :)

Ada hemen koşarak gitti kediye. Kedi de gördüğü ilgiden hoşnut ki sere serpe yayıldı o anda.
Ada çığlık atıyor sevinçten pisii diye :)  Gidip yüzüne bakmak istiyor kedinin, kulağını tutmaya çalışıyor. Benim yüreğim ağzımda tabii o an. Tırmalayacak diye ödüm kopuyor.
Ben çok korkarım hayvanlardan oldum olası. Sevmek isterim ama içimde ki korkudan ötürü hep uzak dururum.  Cumartesi günü çooook uzun zaman sonra bir kediye dokundum. Ada sayesinde! Ne kadar ilginç oldu bu cümleyi yazmak. Çünkü bu kez O bana birşey öğretti
 "Ooo güzel pisiii" diye diye sevdim sırtını :) Ama çok korktum yalan değil!
Halil,  -Sen kediye nasıl dokundun? diye sordu şaşkınlıkla. :)
Dedim ki: Ada sayesinde..

Eğer o gün zorda olsa bir kaç saniyeliğine korkumu yenmeye çalışmasaydım, Ada'yı da uzaklaştıracaktım kediden ve o en saf sevgiye engel olacaktım zamanla. Bunu yapmadım. İyi ki yapmadım.
Bir kedisever daha büyüyor. Hem O annesi gibi  korkmuyor :)

Haaa haaaytt :)

21 Eylül 2012 Cuma

Ohh Beee..

Rabbime binlerce kez şükürler olsun. Sonuçları aldım. Temiz çıktı.

3 gündür menopoza girmiş kadınlar gibiydim. Oflamaktan içim şişti resmen
Çok şükür bugün iyiyim. Psikolojik olarak en azından :)
Bu kist denen şeyden de tedaviyle kurtulacağım inşallah.
Bana dua eden, yazan, iyi dileklerde bulunan herkese çoook teşekkür  ederim

İnşallah sizinde dualarınız kabul olur.


18 Eylül 2012 Salı

Kardeşlik

Bugün halâ benimle birlikte olan Çikolata kistim için tekrar hastaneye gittim. Ultrason, kan ve hormon tahlillerinden sonra doktor o çok korktuğum cümleyi kurdu!  
-MR çektirmenizi istiyorum
Hayatımın hemen her alanında  gereksiz evham, panik ve stresli biriyim. Bunların getirdiği korku üzerine tuz-biber oluyor.

Hemşire çok korktuğumu görünce bir yakınınız yanınızda kalabilir dedi. Halil sabah yanımdaydı ama MR öğleden sonraya kaldı. Ve O o saatlerde müsait değildi. Halil olamayınca aklıma yanımda olması gereken ilk kişi olarak kız kardeşim geldi.  Hemen arayıp öğleden sonra kızkardeşimi alıp beraber gittik hastaneye. Heyecanıma ve korkuma ortak olması gerektiğinin farkında! Sıramız geldi, benim stresim gittikçe arttı. Hemşire beni hazırladı, ben hemşireyi korkumla gerdim derken  yaklaşık yarım saat Yasemin'in de katkılarıyla çabucak geçti.  Çok şükür. O yarım saatte saçma sapan muhabbetler yaptık :)

Ve çıktık hastaneden. MR sırasında damardan bir ilaç veriyorlar. Bu ilaç bazen baş dönmesi ve mide bulantısı  yapabiliyormuş. Bunu kardeşim ve ben hemşireden duyduk. Tam hastanenin bahçesinden çıkarken kardeşim kolunu uzattı, koluna girdim. O an tek dayanağımdı. 
MR 'dan artık çıkmış olmanın sevinci ile yavaş yavaş yürürken dedim ki:

-Demek ki kardeş bu kadar önemliymiş. 
İlk aklıma gelen. Dayanmak istediğim. Yardımını beklediğim. Yanımda istediğim.
Ben ki Elif Ada'yı kardeşsiz büyütmeyi düşünürken  bugün vazgeçtim bu düşüncemden!









Seni Seviyorum. Eksik olma!

17 Eylül 2012 Pazartesi

Makinist Anne!

Sonbaharın gelişiyle o buhran sıcaklardan kurtulduk!   Güzel  havalardan mümkün mertebe faydalanmak için iş çıkışı evimize çok yakın olan parkta buluşuyoruz akşamları. Anneanne ve Ada evden, ben ve Halil işyerlerimizden. Küçük bir devir teslimle Ada'yı anneanneden alıp turluyoruz parkta ve civarında. 
Parkta akülü arabalar, jetonlu arabalar ve  2,5 tl ye saymaya fırsat bulamadığım kadar çok tur aran bir tren mevcut. Çok defa en öndeki vagona makinist havasında binmişliğim var  Ada sayesinde. Emniyet kemerleri olsada tek başına bindirmedik henüz. Halil küçücük vagona sığamayacağı için bu ulvi görev bana düşüyor her defasında! Fırfır dönmekten indiğimde başım dönüyor çoğu zaman.

Elif Ada'nın en sevdiği yerlerden biri park diğeri Salı Pazarı Avm :)  Birden hortlayan 1 milyoncu mağazalarının daha gelişmişi, sosyetesi. Bayılırdım ben oralarda gezemeye :) Hiç bir şey almasamda gezerdim eskiden! Parka doyup ikametgâh değişikliği yapmak isteyen Ada kuzum kendinden emin adımlarla ilerleyerek soluğu Salı Pazarında alır oldu. Parkın hemen karşısında. Gerçi buna biz sebep olduk,  o da var. Herakşam parktan sonra gidip orada da gezdirdik. Marketlerdeki arabaları bilirsiniz. Sevgili kızım çok sever onları. Mağazaya girdiğimiz gibi arabaların önünde durup kollarını kaldırır.  Salı Pazarındaki seyahati o arabaların içinde devam eder. Bu ara okul sezonu malum. Bizde resim defteri, oyun hamuru derken mutlaka birşey alıp çıkar olduk. 
Bazı akşamlar babası ve kızı benden önce gittiler. Kısa rötarlarla ben sonradan yanlarında oldum.  Ada beni gördüğünde ilk tepkisi - Bitti, kalk demek oldu hep :)) Benim gelmemle  gezmek bitti sanıyor, bir hışımla ayağa kalkıp  -mii mii mii diyor. Mii mii mii demek birçok anlam içeriyor Ada-lopedi de. Peynir yerkende mii mii mii diyor. Kucağıma gelmek isterkende.
Çok gülüyoruz  bu tepkilerine. Halâ bana  Anne-si  diyoor. Halil'e de "babaşı" demeye başladı :) Aşığız sana evlat!

Herşey iyi hoş amaaa buradan çıkması  var. Mütemadiyen çıkmadan önce mutlaka takılmamız gereken yerler var :


 Eee anne trenin en ön vagonunda iştigal edince kızı da bu turuncu arabayı seçiyor her defasında.
Anne makinist olunca kızıda şoför koltuğunda :)

Amaaan çocuğum mutlu olsun, ben pilot olmaya da  razıyım :)

12 Eylül 2012 Çarşamba

Ne demiş Napolyon?

Dün akşam biz mutfakta akşam yemeğimizi yerken derinlerden bir ses geldi.
Bakakaldık önce Halil'le birbirimize. Koridorun başında Ada'nın elinde ve sevince gark olmasının sebebi:



 17 aylık bir çocuk sadece üzerinde ki yazan 5 rakamından ve muhtemelen renginden para olduğunu anlamış olabilir mi? Eğer öyleyse bunu nasıl olur? 
Geçtiğimiz bayramda  beni  tam anlamıyla anlamamış olduğunu bilsem de el öpüp, para toplayacağız dedim  :) Nitekim bayramda uzatılan harçlıkları yoğun ısrarlar üzerine topladık. Ve kumbaraya beraber attık. Her attığımız parayıda söyledim Ada'ya. 
Ben nelere sebep oldum Ya Rabbim :)


Sevinçle geldi yanımıza.
-Payaa, paya diyerek :) Allahım bu nasıl bir sevinç? Ve de vermek istemiyor geriye. Ağlamaya başlıyor hemen. Hayır bilse elindekinin mahiyetini anlıyacağım ama oda yok.

Evet kızım dedim içimden. Aferin sana. Bilmen, öğrenmen gereken önemli şeylerden biri
Ama bu kadar çabuk değil yaa :)

Ne demiş Napolyon:
-Para, para, para

Ne demiş Ada:
-Paya, paya, payaa :)

Varmı bir fark? Yok. Demek ki neymiş :)

" Varlığı bir dert yokluğun yara :) "

KIZIM BÜYÜYOR

Lilypie Premature Baby tickers