29 Aralık 2014 Pazartesi

Baba & Kız Günü

Bugün Ada ve  çok sevdiği babası baba kız günü tertip edip başbaşa dışarı çıktılar. İlkkez ve bensiz!
Malum mevsim şartları nedeniyle çok sevdiğimiz  Magnesia A.V.M gidip ilk başbaşa günlerini yaşadılar..

Ada'da bende çok heyecanlıydık...Üçümüz içinde ayrı bir deneyim oldu. 
Sabah kahvaltımızdan sonra güne uygun giysilerini giydirsemde, her ihtimale karşı yedek giysi verdim babaya..Su, peçete ve olası bir kriz anı için çilekli bir sakız :) Giderlerken arabaya inip el bile salladım hoşçakalın deyip iyi eğlenceler dileyerek. Ada heyecanımı hissetmiş olacak ki giderken bana -Heyecanlanma anne!! dedi :) Hatta onların yokluğunda canım sıkılırsa bir kaç tavsiye de bile bulundu.
Koridorda bir ileri bir geri gitme, çizgi film izleme, oyuncaklarla oynama, kitap okumaydı bana tavsiyeleri :) Her tavsiyeyi anladımda neden koridorda bir ileri bir geri git dedi anlamadım:)


Baba kız günleri çok güzel geçmiş. Çok eğlenmişler.. Çok merak ettiğim bir konu tuvalet durumuydu :)
Babası onu tuvalete götürdüğünde -Sen çok güzel çiş yaptırtıyorsun baba !!! demiş :))) Çok güldüm çook :)


Çocuklar büyüdükçe ve iletişim güçlendikçe pekçok şey daha güzel oluyor...Büyüyorlar hızla.. Ve biz zaman bu kadar hızlı akarken anılar biriktiriyoruz buralarda....

18 Aralık 2014 Perşembe

Ses....Bir....Ki...

Teknolojinin nimetlerini dibine kadar kullandığımız bugünlerde....
diye bir giriş yapmak istedim ama toparlayamadım! 

Televizyon izlemediğim, bol bool kitap okuduğum bu günlerde bloğuma sık sık yazamamanın bir çok nedeni var aslında.. 
dedim yine kal geldi...

En iyisi işlediğim bir kaç etamin fotoğrafımı ekleyerek okuyan herkese selam edeyim...





Çok severek işliyorum.. Keşke daha önce yapsaymışım diyorum bazen...  İşleyip arkadaşlarıma hediye etmişliğim bile var.. Üretmek güzel birşey...

Buraya yazmakta çok güzel.. Anılar biriktirmek...
Bundan sonra daha çok yazacağım.. Daha çok biriktireceğim..


Yazmak kalp ben.... :)

16 Eylül 2014 Salı

Yeni Hevesler

Yıllar geçtikçe, büyüdükçe ya da yaşlandıkça (!) tercihlerim, zevklerim, hobilerim, fikirlerim, sevdiğim müzikler, izlediğim filmler ve hatta damak tadım bile değişiyor. 
Bunlar kendime ve çevreme yararlı şeyler olursa hiç yön bozmuyorum..Değişen herşeyin değişimini izliyorum kendimde...


Yaklaşık 2 yıl önce, çalışırken kendini göremeyen bendeniz bu 2 yıl içinde kitap okuma alışkanlığını tamamen kazanmış oldu. Öyleki hergün mutlaka elimdeki kitabımı alıp sayfalarca okurum. Eğer kitabım bitmek üzere ise mutlaka bitmeden yeni bir kitap alıp tedarik ederim. 
Geçenlerde bir arkadaşıma okuması için verdiğim  kitabın kaybolması beni öyle üzdü ki! Sanki çok büyük bir mebla para kaybetmişim, yakınlarımdan biri vefat etmiş, hiç istemediği bir şehre tayini çıkmış memur gibi hissettim kendimi..  Bundan önce hiç bir kitap için böyle hissettiğimi hatırlamıyorum. Daha doğrusu kaybettiğim bir kitabım olmamıştı. Çünkü kitap okuyan biri değildim.....




Uzun zamandır yapmak istediğim ama bir türlü başlayamadığım yeni bir hobim oldu.. Sonra geçen cumartesi kendimi bir tuhafiyede buldum :) Renkler, ipler..
Bir hevesle hemen bu gördüğünüz ilk el emeği göz nurumu işledim.. Hatta bir kasnağa 3 adet bu kediden yaptım. İşledikçe daha çok heveslendim. Şimdi Ada'ya  helo küti işlemeye başladım. Bitirdiğimde yatağının yanındaki duvara asacağız :)

Aslında bilgisayarı açmamdaki sebep değişik etamin şablonları araştırmaktı. Ama bloğuma uğramadan kapatamazdım :) Sonbaharın bu çok sevdiğim günlerinde  yavaaaş yavaş kış yaklaşırken  o uzuun kış gecelerini bekliyorum.. 

Daha çok İşleyip, kitap okuyup, blog yazmak için♥♥♥

20 Ağustos 2014 Çarşamba

6 Yıl

Tam da bugün...

An gibi, her şey dün gibi..

Zaman çok hızlı, yetişemiyoruz!
Zaman çok hızlı, sadece seyrediyoruz!

Şu dünyada Emre isminden "eş" sıfatına

6 yıl önce tamda bugün

20/08/2008 💖 20/08/∞




posted from Bloggeroid

7 Ağustos 2014 Perşembe

Sanki Deniz Kızı!

Heey, yazmayalı ne kadar uzun olmuş! 
Yazın rehavetinden mi? ev işlerinin hiç bitmemesinden mi? Sürekli bir telaş içinde günlerin akıp gitmesinden mi?
Hiç birşeyi unutmamalıyız hemen devam edelim....

Ada kuşum hızla büyürken çok şükür herşey yolunda. Sağlıklı gelişiminden kurduğu cümlelere kadar hızla ileriliyor her güzel şey....

Sevmeyi çok iyi bilen bir kızımız var bizim.
Öyleki beni severken -Sen  benim güzel annemsin, tatlımsın, kaymağımsın, balımsın, bitanemsin,nar tanemsin, nurtanemsin, cantanemsin.... diye seviyor. Abartmıyorum. Aynen böyle! Fazlası yok eksiği var.
Eriyorum tabi bu gerçek sevgi karşısında!!
Babasının eve geç döndüğü akşamlarda onu görmeden uyumak istemiyor. Mesela bu aralar minik inatlaşmalarımız yüzünden çıkan ağlamalarında "Babaa... canım babacımm" diye ağlıyor :))


Kaç gündür denize gitmek istiyordu Ada. Babamızın yoğun iş temposu nedeniyle ertelediğimiz deniz maceramızı -hadi yarın gidelim diyerek gerçekleştirdik geçen gün...
Yarın denize gideceğini duyan Ada'ya yarın olmak bilmedi tabi. Hemen hazırlıklarımızı yapıp ilk ve önemli deniz gereci olan Simitcan aldık. :)) 


Yavrum o gece heyecanından simitcan la uyudu :) Yol boyu arka koltukta birlikte seyahet ettiler. En nihayet Kuşadası'na vardığımızda heyecanı gitgide büydü tabii :) Karşısında sonsuz denizi gördükçe çıldırdı sevinçten.
Öyleki sabahın sekizinden akşam üzeri altıya kadar hiç çıkmadı. Çıkaramadık! Bir tek öğlen uykusunda bir saat kadar ayrı kalabildi denizden. Hatta "beni denizde uyut anne, denizin içinde uyut" dedi :))
Sanki deniz kızı :) 
Hani kalabilsek daha hiç itiraz etmiycek. Ama çok eğlendi.. Çok çok eğlendi. O eğlendikçe ben onun büyüdüğünü bir kez daha anladım. Eziyetsiz, mutlu, sevgi dolu, full enerjili... 

Halil de ben  de çok deniz seven insanlar değiliz.. Ama Ada...
O sanki deniz kızı....

1 Temmuz 2014 Salı

Sen Olmasaydın!

Aslında ben az önce mutfağımı toparlıyordum. Bulaşık makinesinin içindekileri yerleştiriken Ada yanıma gelip 
-Sana yardım edebilir miyim anne? dedi.
Tabi dedim. Elinin uzanabildiği yere kadar olan bardakları vermeye başladı.

Sonra birden -BEN OLMASAYDIM SEN N'APARDIN BİLMEM dedi :)))))))))

Ahh güzel kızım evet ya!
Sen olmasaydın ben n'apardım bilmem???


♥ İYİ Kİ VARSIN ♥


8 Haziran 2014 Pazar

Son Okuduğum Kitap!

Bitirmeyi, öğrenmeyi, tekrar tekrar okumayı istiyorum. Henüz çok başındayım.
Hatice teyzenin sandalye üzerine iki kalın minder koyup "rahlemiz" dediğinde, kitabın kapağını açtığım vakit ilkokuldaki gibi heyecanlanıyorum.
Bu kitap ve sonrasını kızıma ben öğretmek istiyorum...
inşallah...


posted from Bloggeroid

20 Mayıs 2014 Salı

Kitap Okumak

Son zamanlarda çok kitap okuyorum!
Son 4 gün içinde üçüncü kitabımı okumaya başladım. Halil bazen evde sigarası varmı diye kontrol eder. Yedeklemek için.
Bende okuduğum kitap bitecek gibiyse bitmeden yedekler oldum. Düngece sabaha kadar okudum. Bin muhteşem güneş ti okuduğum kitap. Bitirdim. Uyku hazırlığına başladığımda sabah ezanı okunuyordu!
Bu sabah Ada'ya kahvaltısını yaptırdıktan sonra birlikte kitapçıya gittik. Ben kendime sıradaki "arkadaşım" ı seçerken, O'da kendine renkli arkadaşlar seçti :)
O erken yaşta alışsın istiyorum,bu alışkanlığı kazansın. Zira ben geç bile kalmışım!


posted from Bloggeroid

9 Mayıs 2014 Cuma

Mutluluk Akıyor!

Burası Çeşmealtı. Urla tarafları.

Burası kalamarı ilk kez ve çok severek yediğim yer.

Buranın havası bile beni çarpıyor!



Tubannem, bu fotoğrafa ig de paylaştığımda "mutluluk akıyor fotoğraftan ve senden" yazmış :)


Mutlu hafta sonları...

6 Mayıs 2014 Salı

Yokluğumda!

Bir ay olmuş yazmayalı.. 

Aslında, yazıp yazıp taslak olarak bıraktığım yazılarım vardı bu arada. Ama bitirip yayınlayamadım bir türlü. Umarım bunu okursunuz :)

İş hayatına ara verdiğimden buyana, insan olduğumu hatırladım tabiri caize!!
Bol bol kitap okuyup, sık sık sinemaya gidip, zamanlı zamansız gezince, kendime geldim.. 
Instagram hesabımda bir nevi arşiv amacıyla topladığım kitap fotoğraflarımdaki kitaplarım küçük kütüphanemi oluşturmaya başladı bile!

Ada kuşum caaanım baharın gelmesiyle kreşe ara verdi. Bu güzel çok sevdiğim bahar ve yaz aylarında beraberiz. Hali hazırda bir iş planımda olmadığından o da ben de evdeyiz :)

Bugün hıdırellez! Buda benim dileğim!

Herkesin dileği kabul olur inşallah. 
Allah herkese gönlünün muradını verir.

6 Nisan 2014 Pazar

3 Yaş Doğum Günü Etkinliği :)

Kelimenin tam anlamıyla etkinlikti! Bu yıl Ada kuşumun üçüncü doğum gününü kreşte kutladık. Daha geçen yıl üçüncü doğum gününü kendi aramızda geçiririz dediğimi anımsıyorum. Ve nasıl yanıldığımıda!

Kreş ortamındaki doğum günü etkinliğimiz için öncelikle doğum günü davetiyesi gerekliydi. Hello Kitty seven kızım için bu tasarım kaçınılmaz oldu. Ama itiraf edeyim ki ben bile bayıldım :)




Davetiye Hello kütiii olunca hadi pastaya da bir Hello kütii abla yapalım dedim. Yakın bir arkadaşımda pembe beyaz bu pastayı hazırladı. 

Bir çeşit tuzlu kurabiye ve meyve suyu  isteyen okulumuz için bende  18 kg portakalı sıkıp çocuklara ikram ettim :) İşin portakalı sıkma kısmı biraz sancılı geçsede aldığım tebrik buna değdi :) Buarada 10 kg portakaldan yaklaşık 5 litre kadar portakal suyu çıkıyor arkadaşlar bilgilendireyim :)

Bu çocuk ne giyecek diye düşünürken, geçen yıl aldığım ama hiç giydiremediğim bir tshirt bulunca birde Hello kütiii ablayı görünce üzerinde bu bana evrenin gönderdiği bir mesajmı dedim :D Resmen Hello Kitty konseptli bir doğum günü etkinliğinin içinde buldum kendimi.Birde öğretmenimiz Hello Kitty li masa ve bir taç hazırladı.

Al sana kıyafet! Eteği de geçen yıl teyzesinin hediyesiydi. Bu yıl giymek nasip oldu.

Sonrasında kreş arkadaşlarıyla öğretmenleriyle eğlenmek kaldı geriye. Hep bir ağızdan      "İYİ Kİ DOĞDUN ADAAA" nidalarıyla mutlu yüzler gördüm. Ben daha çok mutlu oldum. Hep birlikte dans ettik, zıpladık, oynadık eğlendik. Bir çok hediye paketi açtık. Ki bu işin en eğlencenli kısımlarından biriydi Ada için.


Hakikaten "İYİ Kİ DOĞDUN BEBEĞİM" 
"İYİ Kİ......"
 


29 Mart 2014 Cumartesi

♥ 3 BİTTİ ♥

3 yıl önce bugün kızımın yüzüyle aydınlandı günüm! 3 yıldır hergün şükürlerime şükür koydum. 3 Yıldır o bana anne dedikçe ben ona "CAN" diyorum. iyi ki doğmuş bebeğim. Allah yüzü gibi güzel bir ömür nasip.etsin inşallah.



1 Mart 2014 Cumartesi

Mart Menekşeleri Hakkında

Sarah Jio'nun ikinci okuduğum kitabı oldu kendisi. Bunu da ilk okuduğum kitabı  kadar çok sevdim.
Ben nedense kişisel gelişim kitaplarını bir türlü sevemedim. Ve dikkat ettimde roman / öykü türleri beni daha çok cezbediyor.

Eğer okumadıysanız şiddetle tavsiye ediyorum. Okuyunuz..
Okuduysanız iyi yapmışsınız :)



25 Şubat 2014 Salı

Allah Bizi Parka Götürsün!

Her akşamki uyku ritüelimiz gibi bu akşamda süt, tuvalet, diş fırçalama, masal anlatma fasıllarından sonra yatağa girip birbirimize  sarıldık Ada'yla. Önce kreşte olanları anlattı geniş hayâl dünyası ile. Ceren O'na kızmış, Sevim öğretmeni bugün giydiği gömleğini çoook beğenmiş :) 

Sonra -haydi dua edelim dediklerimi tekrarla dedim
-Allah'ım bize sağlık ver diye başladım

Tekrarladı O'da. Sonra kendi duasını etti

-Allah bizi parka götürsün... 

Tövbe tövbe mi diyim Amin mi diyim bilemedim.. :)

Ben kendi evimizi alalım, iyi bir işim olsun diye dünyevi şeyler için dua ederken, benim 3 yaşındaki minik kızımın duasına bakın :) 

Ahh çocukluk! Ne güzelsin.. Ne olurdu bende de hiç bitmeseydin...




21 Şubat 2014 Cuma

Yatılı Misafir

Cumartesi akşamı torunlarını çook seven anneanne ve dede bize çay içmeye geldiler.
Evlerine gitmeye hazırlanırlarken dede Ada'ya birlikte uyumayı teklif etti. Bu gece bizde kal dedi.
Ada önce bana bakıp -annem de gelecek mi? diye sordu. 
Sabah gelecek dedi dede efendi :) Tamam diyip bir hışımla ceketini giymek için zengin kalkışı yapan Ada dede ve anneannesinin elinden tutup gülerek gitti.

Ben şoktayım tabi! Şoktayım, çünkü Ada bilinçli olarak isteyerek gitti. Nasıl olsa bir saat sonra gelin alın derler diyorum kendimce. Bir saat sonra arayan anneanne herşey yolunda diyerek beni tekrar şoka soktu :)
Ben şaşkınlıktan cidden ne yapacağımı şaşırdım. Birbirimize bakıp gülüşüyoruz Halil'le :)

İlk yaptığım şey yorganın altında kıvrılıp uyumak oldu!...

Pazar sabahı bizde gittik anneanne ve dedeye. Ada gayet halinden memnun, mutlu karşıladı bizi. Hatta dün gece anneannemle uyudum bu gece de dedemle yatıcam dedi. 
Bu sefer ben nasıl mes'udum bilemezsin :)

Kızım büyüyor benim yaa. Cidden!




12 Şubat 2014 Çarşamba

Yabancı Dil

Hastalık nedeniyle ara verdiğimiz okulumuza dün yeniden başladık. Kapıda yine ağlak bir sahne yaşasakta
vuslatımız herzamanki gibi çok güzel oluyor

Bugün okuldan aldım yine, eve çıkmadan bisiklete binmek istedi. Yarım pedal sürerek ve ben sağ tarafım tutulmuş vaziyette ona yardımcı olarak babaannesina kadar gittik.

Yemekten sonra biz bugün ingilizce dersi yaptık dedi..
Neler öğrendin diye sordum başladı saymaya

Faan, tuluuuu, tiriii, foooooor :)))




Bundan sonraki postlarımız ingilizce olursa şaşırmayın pleaseee :))

4 Şubat 2014 Salı

Antibiyotik..

Görsel: google

Herhangi bir mikroorganizma tarafından, başka bir mikroorganizmayı öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen her türlü madde.
(kaynak: wikipedia)


 

Ada doğduğundan beri ilk kez bugün kullandı! Neredeyse 3 yaşında! Yaklaşık bir aydır geçmek bilmeyen lanet öksürük ve boğaz enfeksiyonu yüzünden. Ve onun getirisindeki ateş, iştahsızlık, düzensiz uykular...
Birde 2 ay önce başlayan okul sebebiyle değişen bağışıklık sistemi.. 
Bazı günler Ada'yı kreşe bırakırken kapıda bir iki saniye gördüğüm burunları akan sümüklü çocuklar.

Engel olamıyoruz hasta olmalarına. Bari daha güçlü tutalım minik vücutlarını diye diye okuyup öğrendiklerim. 
Dün akşam sağlıkçı bir arkadaşımdan öğrendiğim konu: Bıldırcın yumurtası...
Bir kaşık balla bir tane çiğ bıldırcın yumurtasını iyice karıştırıp ılık sütüne ilave ettim. Çocukların bağışıklık sistemi için mükemmellmiş bu yöntem. Üç-dört günde bir verilebilirmiş. Tabii bu bilimsel bir şey değil. Arkadaşım oğluna hep içirmiş. Ve faydasını görmüş. Ayrıca biraz araştırınca grip, öksürük gibi başbelası sıkıntılarda da çözüm olduğunu okudum. İnşallah işe yarar. 

Bugün 4 şubat. 
Ve ben ilk kez bu yıl bu kadar çok istedim yazın bir an önce gelmesini...


29 Ocak 2014 Çarşamba

Ben Kazandım.. Been :)

Kaç gündür Ada'nın hastalığından bilgisayarı açamayan ben ne kazanmışımda haberim yokmuş :))

Çok sevdiğim arkadaşım Seyhan ve kızlarının bloğundan hem de :)






Bu güzelliğe sürahi diyemiyorum ben :D 
Zaten ilk gördüğümde çok beğenmiştim, bak nasip oldu görüyormusun :))

Seyhan'cığımın güzel kızı Defne'nin beşinci doğum günü hediyesi.
Benden de direkt Ada'nın çeyizine gidiyooooor :))


24 Ocak 2014 Cuma

Hepberaber ♥

Kış kapımızı çalmakla kalmayıp kırdı resmen!
Havalar ne de güzel, hiç kış gibi değil, bu yıl kış gelmedi dedip durduk. O halde neden hasta bu çocuklar?

2 hafta önce boğaz enfeksiyonu, ateş,iştahsızlık... Tam doğrulup düzeldik derken dün itibariyle sar başa!

Dün yine! hava çok güzeldi, hiç kış gibi değildi. Bende aldım kızımı parka götürdüm. Güneş vardı birde.
Bol bol oynadı kuzenleriyle, kum havuzunda çok eğlendik dedi babasına.

Eve geldik. 
Öksürük, hapşırık, akan burun, ara ara yükselen ateş, iştahsızlık, baygın gözler....

Her hapşuuu nun ardından çok yaşa, iyi yaşa diyorum
Ada kuşumda cevap hep aynı...

-Hepberaber ♥ ♥ ♥ 


21 Ocak 2014 Salı

Ama Anneee!

Başlıktaki bu cümleyi son günlerde öyle çok duyar oldum ki, bazen Ada söylemeden ben ona söylüyorum şaşıyor çocuk.

-Ada yemek yeme zamanı...
-Ama annee, ben doydum!
-Ada uyku zamanı...
-Ama annee, uykum yok ki!
-Ada okula gidiyoruz, haydi hazırlanalım
-Ama annee, uykum var uyumak istiyorum! Gitmeyelim!!








Acaba bu aralar hergece en az 5 defa okuduğumuz dişlerini fırçalamayı sevmeyen Bonbon yüzünden olabilirmi? 
Ben bu çocuk milletin aklına şaşıyorum zaten, olabilir!!
Neyseki diş fırçalamaya hiç ama annee demiyor.
 Parka gitmeye de, tablette oyun oynamaya da. 
Şimdi böyle yazınca farkettim bak!!










Demekki gayet keyfi bir durum bu. Geçecek diye umayım mı? Daha da büyüyecek diye tasalanayım mı bilemedim? 
Yoksa bu durum 3 yaş sendromunun bir habercisi mi?

Kafamda deli sorular :)







17 Ocak 2014 Cuma

Böğürtlen Kışı Hakkında..

Görsel: Google

Ayy nasıl güzeldi..
Kitabın ismi ayrı güzel, kapak tasarımı ayrı güzel. Hikaye ayrı güzel, sadelik ayrı güzel, kitabın akıcılığı anlatım dili ayrı güzel.. Güzel ötesi..
Bir haftada bitirdiğim bir kitap oldu kendisi. Sonunu çok merak ederek okudum. Kitabın sonlarına yaklaştıkça yavaş okumaya başladım hemen bitmesin diye. 
Yazarın iki kitabı daha var okumadığım. Mutlaka okuyacağım..
Final ile ilgili tahminlerimde ters köşe oldum resmen. Acayip yanıldım. Ve ilk defa bir kitabın  sonunda ağladım..
Çok çok çok beğendim ve sevdim. Henüz okumayan, okumaya niyeti olan veya okunacaklar listesinde tutan  varsa bence direkt ilk sıraya alsın...

16 Ocak 2014 Perşembe

Pisili Babaanne..

Ayşe nine..
97 yaşında..Ben O'nun dördüncü kuşağıyım. Annemin babaannesi! Kızım O'nun torunun torunu!
Dört oğlunun üçünü kaybetti. Hayatta olan bir oğlu ve bolca torunu var. 
Birde sırt ağrıları var hanidir. "Batar var" diyor sırtımda. Tam olarak nerede olduğunu gösteremesede. 
Geçen hafta pazar günüydü. Ada'yla ziyaret ettik. Yüzü kırış kırış, beli eğri. Ne dip boyası derdi var ne de cevaplamadığı bir maili! 
Yattığı yerden doğrulmaya çalışıyor yanımızda. Sırtındaki batarı canını yakıyor. Ağlamaklı konuşuyor. Ve karnı acıkıyor. Yoğurt içine ekmek doğra diyor. Hemen yapıp elimle yediriyorum. Ardından çantamda keki yediriyorum çocuğa yedirir gibi.
Yüzüne bakıyorum çok yakından. Çocukluğumdaki yüzünden eser yok. Yanakları tombik tombik değil mesela. Bahçesi eskisi gibi yemyeşil değil. Ansızın gelen misafirler için dopdolu olan buzdolabında sadece bir kap yemek ve ev yoğurdu var mesela. Birde kuru yiyecekleri. Kediler diyor dağıtıyor mutfağımı. Makarnayı dahi buzdolabında tutuyor.
Evine kim gelirse gelsin birşeyler yiyip içirmeden asla göndermezdi. Bari su iç ama iç......
Sayısını hep karışıtırdığı kediler vardı bahçesinde her yaşımda. Bu yüzdendir ben dahil torunlarının çocuklarının O'na "pisili babaanne" demesi. Kızımda böyle biliyor adını. 

Ertesi gün hastaneye götürdük pisili babaannemi dedemle birlikte.  Doktor -97 yaşında biri için nasıldır kemikleri? dedi. Ağrısını biraz olsun dindirmek için bir iğne yaptılar hemen. Ve Fizik Tedavi önerdi......

Doktoru beklerken çocukluğum geldi aklıma. Kızkardeşimle kavga ederdik babaannede kalmak için. O beni istmezdi oraya ben onu.. Şimdilerde bazı hafta sonları gidersem mutlu hissediyorum kendimi. 

Hastaneden evime dönerken kendime de bir tedavi önerdim! Fiziken değil kalben. Daha fazla vefa!!

Pisili babaannenin bolca kedisi var bahçesinde. Ve büyümelerine şahit olduğu onca vefasız torunu!!!



                                                                                                                                      görsel:google

6 Ocak 2014 Pazartesi

Ses 1...2...

Ahh bloğum..
Terkedilmiş virane bir ev gibisin son zamanlarda. Kaldı ki ben ne kızardım sık sık blog güncellemeyenlere. Sevdiğim blogların postlarını okumayı ne severdim. Ne okuyabiliyorum nede okunacak birşeyler yazabiliyorum eskisi gibi.

Öncelikle beni cidden merak eden, mail gönderen, mesaj atan ve arayan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Bu duyguyu hissetmek çok güzel bir şey. Yayınımıza blog üzerinden devam edeceğim artık :)

Gündelik hallerim öyle yoğun ki benim, anlatayımda  dinle
Pazartesi günleri kent pazarına köy yumurtası almaya gidiyorum. Çok sevdiğim 3,5 TL ci bir mağaza var. Tezgaha uğramadan geçemiyorum. Bazen çok güzel giysiler denk geliyor hatta bazen  Zara marka bile buluyorum laf aramızda :) Karmakarışık tezgahta aklımda karışıyor haliyle. Normalde yarım saatte döneceğim pazaryerinden bazen 2 saatte döndüğüm oluyor :)
Salı günleri artık ehliyetimde cüzdanımdayken direksiyon tecrübemi yeniliyorum Halil'le. Sürüş dersim var :)
Çarşamba günleri temizlik yapıyorum delice. Ve her çarşamba hep aynı şeyi tekrar ediyorum "ev hanımı olmak daha zormuş!"  Birde yemek telaşı var ki o da başka bir olaymış. Buarada bir yıldır evde olmamdan mütevellit çok iyi yemek yapar oldum. Henüz sadece Türk mutfağı ama hazır yufkadan çok leziz börek yapmışlığımda var :) İtalyan, Japon ya da Fransız mutfağından hiç anlamasam da! Hem özümüz olmak daha güzel bence.

Perşembe ve cuma Ada kuşum okulda olmadığı için full ekşindayız. Geçen gün çok kalabalık olan oyuncaklarını hayli azaltarak kaldırdım. Keşke daha önce yapsaymışım. Zaten hepsiyle oynamıyordu. Oyuncaklar azalınca odasına minik bir okuma köşesi yaptık. Halamız kendi çocuklarının okuduğu ve tam da Ada'nın yaş grubuna uygun olan 90 kadar  kitabı bize hediye edince boş durmadık. Sık sık kitap okuyorum Ada kuşuma. Önceleri ben kitap okurken mutlaka müdahale eden, elimden alıp kendi okumaya çalışan çocuk ardarda 5 kitabı dinliyor artık :)

Ben çok tv izleyen biri değilim. Herhafta mutlaka izlemem gereken bir dizim, müptelası olduğum programlarım yok! Akşamları bazen fırsat kalırsa Discovery deki belgesellere takılıyorum. Haber dahi izlemiyorum günlerce. Çünkü içim sıkılıyor ilk dakika. Bir ocak akşamı İzmir'den "Böğürtlen Kışı" ve "Bu Güller Senin" isimli iki roman aldım ve ilkine başladım bile hatta bitmek üzere. Bazen öyle kitaplar  okuyorum ki devamını çok merak ettiğim için kapatamıyorum kapağı. Okumak güzel şeymiş ve malesef ben bu güzelliği geç tattım. Açığı kapatmalıyım!






2013 ün son günü hediye olan radyomla aşk yaşıyorum 2014 ün ilk günlerinde. Mavi renkli olan benimki. Çok güzel değilmi? Mutfağım artık bol müzikli. Hep açık :)



Kısaca bir derleme yapıp post yazayım dedim. Bundan sonra daha sık blog yazacağım ve okuyacağım. Postumu okuyan herkese sevgiler. Görüşeceğiz :))

KIZIM BÜYÜYOR

Lilypie Premature Baby tickers